Akdeniz'de büyük oyun

Rumların petrol ve doğalgaz aramaya başlaması Akdeniz’de gerilimi yükseltti. Türk Silahlı Kuvvetleri hassas takiple izliyor. Yalnızca 15 trilyon metreküp doğalgaz rezervinin parasal değeri 7 trilyon dolar.

Doğu Akdeniz’deki Türkiye- Güney Rum Kesimi- İsrail üçgeninde yaşanan enerji merkezli gerginliğine ilişkin önemli ayrıntılar ortaya çıktı. Rum kesiminin bir süre önce Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama çalışmalarına başlama kararı alması üzerine tüm kozmik bilgiler masa üstüne kondu. Dışişleri Bakanlığı koordinasyonunda yapılan toplantılarda Rumların arama yapacağı sahadaki doğalgaz rezervinin 15 trilyon metreküpü aştığı tahmin ediliyor. Bu oran mali boyutu ile 7 trilyon doları aşıyor. Rum Kesimi tarafından dün yapılan açıklamada doğalgaz aramaya çalışmalarına başlandığı belirtildi. Rumların bu kararından sonra Türkiye’nin de sondaj misillemesinde bulunmasına kesin gözüyle bakılıyor. Konu ayrıca Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) Ekim ayı olağan toplantısında da ayrıntılı bir şekilde ele alınacak.

KRİTİK TOPLANTI

SABAH’ın ulaştığı bilgilere göre bölgedeki enerji merkezlerinin güvenliği için 2006 yılında Akdeniz Kalkanı projesini uygulamaya koyan Türkiye’nin Doğu Akdeniz enerji potansiyeline ilişkin yeterli çalışma yapmadığı devletin zirvesinde bir özeleştiri olarak yer aldı. İşin son dönemlerdeki ciddiyeti üzerine ilk değerlendirme Genelkurmay Başkanlığı’nda yapıldı. Genelkurmay 2010 yılında akademisyen, uluslar arası deniz hukuku alanındaki önemli isimleri Karargâh’a davet etti ve “Doğu Akdeniz’deki enerji rezervinin durumu savaş riskine değer mi?” sorusunu yöneltti. Verilen yanıt ise “evet” oldu. Bu yanıttan sonra Genelkurmay bölgeye ilişkin ayrıntılı raporlar hazırlamaya başladı. Yaşanan son kriz ile birlikte tüm deniz ve hava unsurları “acil durum” haline göre program yapıyor.

ABD NABIZ YOKLADI

Doğu Akdeniz’de yaşanan bu kriz nedeniyle ABD’nin geçen hafta içinde Türkiye’ye kritik bir soru yönelttiği ortaya çıktı. ABD’nin Dışişleri Bakanlığı Deniz Daire Başkanlığı birimine “Türkiye müdahaleyi düşünüyor mu?” sorusunu yönelttiği belirtildi. Kendilerine verilen “düşünmüyor?” yanıtını yeterli görmeyen ABD’nin bu soruyu devletin başta birimlerine de yönelttiği belirtildi.

RUM KESİMİNİN PLANI

Bu arada devletin zirvesi için Doğu Akdeniz’e ilişkin bilgi notlarında önemli bilgiler yer alıyor. Belgelerdeki durum şöyle özetleniyor: “Rum kesimi Yunanistan ile dirsek teması içinde, Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı hattına sahip olan Türkiye’yi neredeyse Antalya Körfezi’ne hapsedecek bir politika takip ederek önce 2003’te Mısır, ardından 2007’de Lübnan ve nihayet 2010’da Mavi Marmara olayı sonrasında İsrail ile sınırlandırma anlaşmaları yapmış; 2004 yılında ise sözde Münhasır Ekonomik Bölgesini (MEB) Türkiye’nin ve KKTC’nin haklarını gasp edecek şekilde tek taraflı olarak ilan etmişti. Rum kesiminin güneyindeki sözde 12 numaralı parselde yapılması öngörülen aramanın hidrokarbon yatakları keşfine yönelik olduğunun belirtildiği bilgi notunda, “Ruhsatlandırma konusu ilk defa 2007’de gündeme geldiği zaman Türkiye oldukça sert bir tutum sergilemiş, Deniz Kuvvetleri, Rum kesimi tarafından ihaleye çıkarılan sahalarda gerçek mermiler kullanarak tatbikat ve eğitimler gerçekleştirmiş, hatta Türkiye’nin bu tutumu AB İlerleme Raporlarında da eleştiri konusu olmuştu” deniliyor.

ENERJİ KAPASİTESİ

Belgenin en önemli bölümünü ise Doğu Akdeniz’deki enerji kapasitesine ilişkin verilen ayrıntılar oluşturuluyor. Belgeye göre İsrail’in Leviathan ve Tamar sahalarında ispatlanmış doğalgaz miktarı yaklaşık 700 milyar metreküp ve bunun 1.8 trilyon metreküpe kadar çıkabileceği belirtiliyor. Sadece Leviathan sahasındaki ispatlanmış 453 milyar metreküplük doğalgaz miktarı, 25 Avrupa ülkesine 6 yıl yetecek büyüklükte ve bu oran sadece İsrail’in MEB’i içinde kalan doğalgaz için geçerli. Kıbrıs-İsrail-Mısır-Girit arasındaki deniz bölgesinde ise toplam 15 trilyon metreküplük bir doğalgaz rezervi bulunuyor. Bunun mali boyutu ise 7 trilyon dolar olarak hesaplanıyor.

DAR ALANA HAPSEDİLDİ

Bilgi notunda Türkiye’nin bilinçli olarak bölgede sıkıştırıldığına dikkat çekiliyor ve şu ifadeler yer alıyor: “Yunanistan ve Rum Kesimi tarafından Türkiye’nin MEB’i olarak takdir edilen alanın, sadece 41.000 km2 olduğu; 145.000 km2’den düşülen 71.000 ve 33.000 km2’lik alanların ise Yunanistan ve GKRY arasında kardeşçe paylaştırıldığı; Doğu Akdeniz’deki 145.000 km2’lik bu kıta sahanlığı parçasına sahip olup olamamanın, Türkiye’nin denizlerinin (ve bu denizlerdeki canlı cansız tüm zenginliklerin) üçte birine sahip olup olamamak anlamına geliyor.”

DURUM ÇOK CİDDİ

Belgede Rum kesimin başlatacağı doğalgaz arama faaliyeti konusunda şu net cümleler yer alıyor: “İlan edildiği gibi, eylül sonu/ekim başında sözde Rum kesimi MEB’i içindeki 12 numaralı parselde sondaj çalışmasının engellenememesi halinde, çok kısa bir süre sonra, 2011’in son aylarında, Rum kesiminin diğer ruhsat sahalarında araştırma yapma hakkı elde etmeye yönelik uluslararası bir yarışın yaşanması mukadder olacak. Dolayısıyla durum ciddi, hatta çok ciddi. Yaşanan süreç itibariyle Türkiye’nin kararlılığının test edileceği bir kırılma noktasına doğru son süratle ilerliyoruz.”

Rumlar, sondaj yapmaya başladı

Amerikan Noble Energy şirketi, önceki akşam Kıbrıs Rum yönetimi adına Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz sondajına başladı. Güney Kıbrıs Rum radyosu, ABD ve İsrail basın yayın organlarının “Afrodit” ismiyle anılan 12. parselde sondaj çalışmalarının başladığını duyurduklarını, bu haberlerin eski Rum Ticaret Bakanı Andonis Pashalidis tarafından Rum radyosuna yapılan açıklamada da doğrulandığını duyurdu. Güney Kıbrıs Rum Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Enerji Dairesi Müdürü Kasinis de, 12. parselde doğalgaz çıkarılması amacıyla sondaj çalışmalarına başlandığını doğruladı. Kasinis, çalışmaların 24 saat temelinde yapıldığını ve şu an için iyi gittiğini vurguladı. Güney Kıbrıs Rum radyosu ayrıca, Noble Energy şirketinin platformunun üzerinde İsrail insansız casus uçaklarının uçuş yaptıklarını ve İsrail donanmasına ait gemilerin de platformun doğusunda görüldüklerini duyurdu. Rum hükümetinden, sondaj çalışmalarının başlamasına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadığı, söz konusu bilgilerin ne doğrulandığı ne de yalanlandığı da ifade edildi. Rum radyosunun haberinde, Hükümet Sözcüsü Vekili Hristos Hristofidis’in erken saatlerde yaptığı açıklamada, çalışmaların başlaması konusunda resmi açıklamanın “gerekli görüldüğü anda” yapılacağını söylediğini hatırlattı. Bazı Rum kaynakları da sondaj işleminin İsrail askerlerinin korumasında başladığını bildirdiler. Emre DİNER / SABAH

İki toplum da faydalanacak

RUM lider Dimitris Hristofyas, İngiltere’de Rumların düzenlediği etkinlikte konuştu ve Türkiye’ye çattı. Hristofyas, “Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin birlikte yöneteceği Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyeti, doğal zenginliklerinden istifade edecek. Ortaya çıkacak menfaatlerden iki toplumun da faydalanacak. Müzakerelerde uzlaştığımız konu budur. Yani, doğal kaynaklar ve bunlardan istifade etme yetkisi federal hükümetin yetkisinde olacak. Federal hükümet gelirlerini, bütçesi aracılığıyla her iki federal birime dağıtacak” dedi.

Alıntı:
Mutlu Çölgeçen / Sabah
2011-09-20
.