Bilmem haberiniz var mı?

Kadir Dikbas-2Sanayide durum dün kötüydü, şimdi biraz daha kötü ve 2008 yılından beri kapasite kullanım oranında yüzde 80 ve üzerine çıkamıyoruz.

Bilmem haberiniz var mı, sanayi sektörü 2008 küresel krizinden bu yana, yani 7 yıldır belini doğrultamıyor, düşük kapasitede çalışıyor.

Bunu nereden anlıyoruz?

Sanayicilerden gelen yakınmalar, İSO 500 içine giren büyük sanayi kuruluşlarını mali tabloları ve düzenli olarak açıklanan veriler ortada…

Sanayinin barometresi sayabileceğimiz iki önemli gösterge var. Birisi sanayi üretim endeksi, diğeri imalat sanayiinde kapasite kullanım oranı (KKO).

Merkez Bankası, geçen hafta son kapasite kullanım oranlarını açıkladı.

2015 yılı Ocak ayında imalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı, bir önceki aya göre 0,9 puan azalarak yüzde 73,7seviyesinde gerçekleşti. Mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranıysa, bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 74,6 oldu.

Geçen yılın aynı ayında, mevsim etkilerinden arındırılmamış kapasite kullanım oranı 73,9, arındırılmış oran ise yüzde 74,8 seviyesindeydi.

Yani, hangi açıdan bakarsak bakalım, bugün imalat sanayiinde bir yıl öncesine nazaran daha düşük kapasite ile çalışma söz konusu. Sanayimiz mevcut üretim kapasitesinin ancak dörtte üçünü kullanabiliyor, gerisi boş…

Kapasite kullanım oranı, 7 yıldır yüzde 80’i hiç görmedi

Peki bu durum yeni mi ortaya çıkıyor?

Hayır, manzara dün kötüydü şimdi biraz daha kötü ve 2008 yılından beri kapasite kullanım oranında yüzde 80 ve üzerini hiç görmedik.

Bu seviyeleri gördüğümüz en son tarih, bundan tam 7 yıl önce, 2008 yılı Şubat ayı. O da yüzde 80,2.

Oysa, mevsim etkilerinden arındırılmış KKO 2007 yılında 4 ay hariç bütün aylarda 80’in üzerinde gerçekleşmişti. Yıl içinde kaydedilen en düşük oransa yüzde 77,3 olmuştu.

2008 ikinci yarısında patlak veren küresel krizin etkisiyle 2009 boyunca yüzde 60’lı seviyelerde seyreden KKO, o tarihten bu yana, maalesef yüzde 70-75 arasında geziniyor.

Normali nedir acaba bu oranın? Elbette ki, mevcut seviyeler değil. En az yüzde 80 olmalı.

Oran, bizde yüzde 74-75, Almanya’da yüzde 84,6

Mesela, oran ABD’de yüzde 79-80 civarında seyrediyor. Buna rağmen oranı yükseltmek için, çarkları daha hızlı döndürmek için her tedbiri alıyor. Avro Bölgesi’nde ise oran yüzde 80’in oldukça üzerinde. Almanya’da en son açıklanan seviye yüzde 84,6. Bu ülke, sanayisi güçlü olduğu için Avrupa Birliği’nin lokomotifi konumunda.

Düşük kapasiteyle çalışmak demek, aslında yeni yatırıma gerek yok demek. Sanayici, mevcut kapasiteyi verimli bir şekilde çalıştırabiliyor olmalı ki, ilave kapasiteye yatırım yapsın, yeni istidam sağlasın, satış, ihracat gerçekleştirsin…

Sanayideki gidişatı fotoğraflamamıza yardımcı olan ikinci veri ise, sanayi üretim endeksi. Burada da en önemli nokta, imalat sanayii üretim endeksi.

2014 Kasım ayında sanayi üretimi aylık bazda yüzde 0,1 azaldı, yıllık bazda ise sadece yüzde 0,7 artabildi. Madencilik vs dahil sanayideki genel durum bu. İmalat sanayiinde ise, üretim bir önceki aya göre yüzde 0,3 azalmış bulunuyor. 2013’ün aynı ayına göre ise, gerileme yüzde 0,2. Yani, bir yıl öncesine nazaran büyüme değil küçülme var. Bu ciddi bir sinyal olsa gerek.

Sanayimizin ithalat bağımlılığına, katma değer üretme konusundaki bitmeyen sıkıntılarına hiç girmiyorum. Uzun ve ayrı birer konu.

Büyüme yüzde 3 dolaylarına sıkıştı kaldı

İşte bu yüzdendir ki, büyüme yüzde 3 dolaylarına sıkıştı kaldı. O eski yüksek oranlar, dereceler yok artık. Çünkü kaydedilen büyümenin arkasında güçlenen bir sanayi yoktu…

Hatırlayalım, 2014’ün üçüncü çeyreğindeki büyüme hızımız yüzde 1,7 idi. Ocak-Eylül dönemindeki büyüme ise yüzde 3 bile değil, yüzde 2,8. Öncesinde de, 2013’te yüzde 4,1, 2012′ yüzde 2,1 büyüme kaydedebilmiştik.

İşsizlik bu tablo sebebiyledir ki, resmi verilerde dahi çift hanede seyretmeye devam ediyor.

Bu sanayi, bu büyüme performansı ve her geçen zedelenen güven ortamıyla, değil ilk 10 ekonomi arasına girmek, mevcut konumumuzu korumamız bile zorlaşıyor.

Kadir Dikbaş / 2015-02-06 / k.dikbas@ekoyorum.com /