Çalışanı yaşat ki, şirket yaşasın!

Kadir Dikbas-2Bizdeki bazı şirketlerin yaptığını maalesef vahşi kapitalizmin göbeğindeki şirketler yapmıyor. Çünkü akla ve insanlığa olduğu kadar ekonomik mantığa da ters.

Köklü ve başarılı şirketlerin temelinde; çalışanın, müşterinin, ortakların, rakiplerin ve toplumun haklarına saygı yatar. Çalışanların hakkını ihlal, müşteriyi kandırma, ortaklara hakkını vermeme, rakiplerle rekabette oynanan oyunlar ve toplumun haklarını hiçe sayma bir şirketi er yada geç hüsrana uğratır. Belki kısa vadeli sıçramalar, başarılar elde edilebilir ama hiç bir zaman kalıcı olmaz, olamaz.

İktisat tarihi bunun örnekleriyle dolu. Şahsen, 30 yıla yaklaşan gazetecilik hayatımda pek çok şirketin hızlı yükselişine ve batışına şahit oldum. Sebebi de bahsettiğim konulardan biri, birkaçı veya hepsi

Ülkemizde en fazla ihlal edilen hak, çalışanların hakkı maalesef. Çalışanının hakkını alnının teri kurumadan eksiksiz veren şirketler çok ama çok az. Ücret dışındaki haklarsa adeta bir lütuf gibi sunuluyor.

İki örnek vereyim. Biri Türkiye’de faaliyet gösteren bir yabancı şirketten, diğeri yüzde 100 yerli bir şirketten.

Türkiye’nin en büyük bankalarından birisinin genel müdürü, özel bir sohbette anlatmıştı: Bankasında çalışan bir şef hanımefendi Türkiye’de faaliyet gösteren bir Amerikan bankasına transfer olur. Hanımefendi, yeni işinde daha başarılı olmak, öne çıkmak için gecesini gündüzüne katarak çalışmaya başlar. Herkesten önce işe gelip herkesten sonra çıkar, gönüllü fazla mesai yapar…

Bu durum Amerikalı müdürün dikkatini çeker ve yeni banka şefini izlemeye başlar. Durum devam edince yanına çağırır.

Şef hanım, takdir edileceğini ve ödüllendirileceğini düşünürken, bir uyarı ile karşılaşır. Müdür, “Bizim senden istediğimiz mesai saatleri içinde verimli çalışman. Geri kalan süreyi şirkete değil ailene ve çocuklarına ayırmalısın ki, işinde de mutlu ve verimli olabilesin der.

Diğer örnek de, İSOun açıkladığı 500 büyük sanayi kuruluşu arasında yer alan bir Türk şirketinden. Genel müdür, orta kademe yöneticilerini toplayıp uzun uzun nasihat ettikten sonra, Aile huzurunuz bozuluncaya kadar çalışacaksınız talimatı verir. Kendince verimi artıracak, başarısına başarı katacaktır. Ne yazık ki, aile huzuru ilk bozulanlardan biri kendisi olur

Sizce hangisi daha akla uygun ve insani?

Elbette ki, elin yabancısının yaptığı. Bizdeki bazı şirketlerin yaptığını maalesef vahşi kapitalizmin göbeğindeki şirketler yapmıyor. Çünkü akla ve insanlığa olduğu kadar ekonomik mantığa da ters.

Bundan yedi asır önce ne diyordu Şeyh Edebali, Osmanlı’nın kurucusu Osman Gaziye?

“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın!

Aynen onun gibi, çalışanı yaşat ki, şirket yaşasın!

Kadir Dikbaş / 2015-09-28 / k.dikbas@ekoyorum.com /