Dolardaki yükseliş kimlere zarar?

Kadir Dikbas-2Dolar kuru, geçen hafta 2,51 TL seviyesini de geçerek yeni bir rekora imza attı. Ardından geriledi 2,47 TL seviyelerine indi. Bu yükselişin elbette bir maliyeti var ve o maliyet hiç de az değil…

Dolar kuru, geçen hafta da 2,514 TL ile yeni bir rekora imza attı. Ardından biraz geriledi ve, Cumu günü 2,471 TL’den kapattı.

Eskiden “Bu yükselişler ihracatçıya yarar” diyorduk. Ancak durum eskisi gibi değil. Dünya pazarlarında da sıkıntılar var. Etrafımız ateş çemberi, Avrupa’da işler kötü. Ve dahası, ihracatçımız aynı zamanda ithalatçı oldu. İhraç ettiğimiz ürünlerin önemli bir bölümü ithal girdiden oluşuyor…

Şu an kurdaki yükseliş, dolar borcu ve yükümlülüğü olanları ciddi şekilde endişelendiriyor.

Merkez Bankası Cuma günü açıkladı; özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 2014 aralık sonunda bir önceki yılın aynı ayına göre 11,5 milyar dolar artarak 167,5 milyar dolara yükseldi. Özel sektörün vadeli kredi borçları ise 3 milyar dolar artışla 44,5 milyar dolara çıktı.

Borçların yarıdan fazlası dolar cinsinden

Yani özetle, özel sektörün yurtdışına olan toplam kredi borcu 212 milyar dolara ulaşmış durumda.

Şimdi bu kesim, kurlardaki yükseliş karşısında kara kara düşünüyor. Özellikle de geliri döviz cinsinden olmayan şirketler.

Burada şunu hatırlatalım, Avro cinsinden borçlanmış olanlar, avrodaki yükseliş dolardaki kadar yüksek olmadığı için nispeten rahat.

Peki borçların ne kadarı dolar, ne kadarı avro cinsinden?

Özel sektörün yurtdışından sağladığı 44,5 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun yüzde 54,1’i ABD doları, yüzde 35,4’ü avro, yüzde 10,1’i Türk Lirası ve yüzde 0,4’ü de diğer döviz cinslerinden.

167,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcununsa, yüzde 60,9’u ABD doları, yüzde 31,5’i avro, yüzde 5,9’u Türk Lirası ve yüzde 1,7’si diğer döviz cinslerinden.

Asıl risk, kısa vadeli borçlarda yüzde 54’lük kesimin, uzun vadeli borçlarda da yüzde 61’lik kesimin üzerinde.

Elbette bu borçların tamamı anında ödenmeyecek, o yüzden “Bir süre sonra ortalık durulur kurlar geri çekilir” umudu da var elbet.

Ancak vadesi gelen borçlar için bunu söylemek mümkün değil. Bugünkü kurdan dolar alıp ödemek mecburiyetinde borçlular.

Eğer kur seviyeleri bu seviyelerde seyredecek olursa, karşılaşılacak maliyet hiç de az olmayacak.

Nasıl mı?

1 yılda 71,7 milyar dolar anapara ödemesi

Merkez Bankası, özel sektörün 1 yıl içinde gerçekleştireceği anapara geri ödemelerinin toplam 71,7 milyar ABD doları olduğunu açıkladı. Faiz ne kadar bilmiyoruz…

Sadece önümüzdeki bir yılda yapılacak anapara ödemesini dikkate aldığımızda bile, dolar kurundaki her 1 kuruşluk yükseliş, 717 milyon TL maliyet anlamına geliyor.

Yani, dolar kurunun 2,3 seviyelerinden 2,5 seviyelerine çıkması demek, durduk yerde özel sektörün 14,3 milyar TL’sinin yurt dışına transferi demek.

Unutmayalım, bu maliyet sadece yurtdışına olan kredi borçlarının bu yılki ödemeleriyle ilgili. Borçların geri kalanı, yurt içi krediler, ticari borçlar, sair yükümlülükler buna dahil değil.

132 milyar dolar da içeriye borç var

Burada, özel sektörün (reel kesim) Kasım 2014 tarihi itibarıyla yurt içindeki bankalara da 132,1 milyar dolar döviz kredisi borcu bulunduğunu, bunun 24,3 milyar dolarının kısa vadeli olduğunu da belirtelim.

Ve son bir bilgi: Bütün bunlara ilave olarak kamu kesiminin de 118,6 milyar (Eylül 2014 itibarıyla) dolar toplam dış borcu bulunuyor. Bunun 18,9 milyar doları kısa vadeli.

Yani, 460 milyar doları aşkın döviz cinsinden borç söz konusu…

İsterseniz, maliyete bütün bu yükümlülüklerle birlikte bakabilirsiniz.

İç yada dış farketmez, döviz cinsinden alınmış borçla yürütülen bütün projeler kurdaki yükselişten etkilenir. Dolayısıyla bu projelerde iş yapan şirketlerin ve çalışanların da şu veya bu şekilde kur artışından zarar görmesi, kayba uğraması kaçınılmaz.

O yüzden iş dünyasındaki tedirginlik her geçen gün artıyor. Unutmayalım, yükselen kurun yolaçtığı maliyetler ve geri ödenemeyen borçlar ekonomide zincirleme etki yapar.

Ucuz petrol avantajını kaybediyoruz

İşin bir de enflasyon boyutu var tabii ki. Enflasyon, hissettirmeden tahsil edilen ve hep dar gelirliyi ezen bir çeşit vergidir.

Kurdaki bu seyrin enflasyonu tetikleyebileceği unutulmamalı. Dünya petrol fiyatlarındaki düşüşün bize sağladığız avantaj, kurdaki yükselişle yok olup gitmek üzere. Ayrıca ham petrol 50 doların altını gördükten sonra yeniden yükselişe geçti. Cuma günü kapanışta, brent petrolün varili bu yılın en yüksek seviyesine ulaştı, 61,46 dolar oldu.

İthal tüketim mallarının pahalılaşması neyse de, hammadde ithal maliyetleri de artacak. Bu da ister istemez mamul fiyatlarına yansıyacak.

Doları olanlar belki sevinebilir, fakat dolar birikimi olmayan borç içindeki yığınlar için hiç de iyi değil bu gelişmeler…

Kadir Dikbaş / 2015-02-15 /