Dövizdeki tırmanış ve borçlar

Kadir Dikbas-2Yükselişini sürdüren ABD Doları 20 Ağustos 2015 tarihi itibarıyla 3,0 TL sınırını geçerek yeni bir rekor kırdı. Bu yükseliş, hayra alamet değil ve elbette bir maliyeti var…

Dolar kuru, 20 Ağustos 2015 tarihinde 3,0 TL’yi aşarak tarihi rekor kırdı. Avro da aynı gün 3,3 TL seviyesini geçti. Sebepse malum.

Dünya pazarlarında da sıkıntılar var, etrafımız ateş çemberi, Avrupa’da işler kötü… Ve son olarak 7 Haziran seçimleri sonrasında milli irade “koalisyon” dedi fakat bir koalisyon hükümeti kurulamadı ve ne hikmetse terör bir anda hortladı. Şimdi yeni bir seçim var ufukta. Bu da, belirsizlikler üzerine yeni bir belirsizlik demek. Ayrıca Merkez Bankası’nın uzunca bir süredir “faizi daha fazla indir” baskıları altında olduğu unutulmamalı.

Eskiden en azından belirli bir kesim, “Bu yükselişler ihracatçıya yarar” diyordu. Ancak durum eskisi gibi değil artık. İhracatçımız aynı zamanda ithalatçı oldu. İhraç ettiğimiz ürünlerin önemli bir bölümü ithal girdiden oluşuyor…
Şu an kurdaki yükseliş, döviz borcu ve yükümlülüğü olanları, ithal girdi kullananları ciddi şekilde endişelendiriyor.

DÖVİZ VARLIK VE YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Merkez Bankası’nın 3 Ağustos 2015’te açıkladığı Mayıs 2015 dönemine ait “Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Döviz Varlık ve Yükümlülükleri” verilerine göre, finansal kesim dışındaki şirketlerin döviz varlıkları 100 milyar 216 milyon dolar, yükümlülükleri ise 279 milyar 346 milyon dolar. Bunun 172,9 milyar doları yurt içinden sağlanan nakdi krediler. Yani özetle iç ve dış olmak üzere net yükümlülük 179 milyar 130 milyon dolar seviyesinde.

Bu, oldukça yüksek bir tutar. Ancak korkuları ve endişeleri biraz azaltan nokta, kısa vadeli yükümlülüklerin kısa vadeli varlıklardan fazla olması. Söz konusu dönemde kısa vadeli varlıklar 82 milyar 612 milyon dolar iken, kısa vadeli yükümlülükler 75 milyar 511 milyon dolar olarak gerçekleşmiş. Ayrıca, kısa vadeli yükümlülüklerin toplam yükümlülükler içindeki payı yüzde 27 düzeyinde.

2a

ÖZEL SEKTÖR DIŞ BORÇLARI

Bir diğer gösterge de, özel sektörün yurtdışından sağladığı kredi borçları. Buna, bankalar ve banka finansal kesim de dahil.

Merkez Bankası’nın 13 Ağustos’ta açıkladığı verilere göre, Haziran sonu itibarıyla özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu, 178,2 milyar dolar. Bu 2014 yıl sonuna göre 10,3 milyar dolar fazlalık demek. Aynı dönemdeki kısa vadeli kredi borçları ise 10,6 milyar dolar azalarak 33,8 milyar dolar olmuş. Kısaca, özel sektörün yurtdışına olan toplam kredi borcu, 212 milyar dolar seviyesinde.

Şimdi döviz borcu olan kesimler, kurlardaki yükseliş karşısında kara kara düşünüyor. Özellikle de geliri döviz cinsinden olmayan şirketler.

Burada şunu hatırlatalım, Avro cinsinden borçlanmış olanlar, avrodaki yükseliş dolardaki kadar yüksek olmadığı için nispeten rahat.

Peki borçların ne kadarı dolar, ne kadarı avro cinsinden?

Özel sektörün yurtdışından sağladığı 178,2 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 61,9’u ABD Doları, yüzde 31,4’ünün avro, yüzde 4,8’i Türk Lirası ve yüzde 1,9’u ise diğer döviz cinslerinden oluşuyor.

33,8 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 59,7’si ABD Doları, yüzde 30,6’sı avro, yüzde 9,2’si Türk Lirası ve 0,5’i diğer döviz cinslerinden.

Elbette borçların tamamı anında ödenmeyecek, ancak vadesi gelen borçlar için bunu söylemek mümkün değil. Borçlular vadesinden önce dolar alıp ödemek mecburiyetinde.

Eğer kurlardaki yükseliş sürecek olursa, karşılaşılacak maliyet hiç de az olmayacak.

1

ÖZEL SEKTÖR 1 YILDA 69,8 MİLYAR DOLAR ÖDEYECEK

Merkez Bankası, özel sektörün 1 yıl içinde gerçekleştireceği anapara geri ödemelerinin toplam 69,8 milyar dolar olduğunu açıkladı. Faiz ne kadar belli değil…

Sadece önümüzdeki bir yılda yapılacak anapara ödemesini dikkate aldığımızda bile, dolar kurundaki her 1 kuruşluk yükseliş, 698 milyon TL maliyet anlamına geliyor. Yani yurtdışına daha fazla gelir transferi…

Unutmayalım, bu maliyet sadece yurtdışına olan kredi borçlarının bu yılki ödemeleriyle ilgili.

KAMU KESİMİNİN DIŞ BORÇLARI

Bütün bunlara ilave olarak kamu kesiminin de brüt 113 milyar 293 milyon dolar (2015 1. Çeyrek itibarıyla) dolar toplam dış borcu bulunuyor. Bunun 18,2 milyar doları kısa vadeli. Aynı dönem itibarıyla Merkez Bankası’nın da 2,1 milyar dolar dış borcu söz konusu.

İsterseniz, maliyete bütün bu yükümlülüklerle birlikte bakabilirsiniz.

İç yada dış fark etmez, döviz cinsinden alınmış borçla yürütülen bütün projeler kurdaki yükselişten etkilenir, etkileniyor ve etkilenecek de. Dolayısıyla bu projelerde iş yapan şirketlerin ve çalışanların şu veya bu şekilde kur artışından zarar görmesi, kayba uğraması kaçınılmaz.

O yüzden, iş dünyasındaki tedirginlik her geçen gün artıyor.

UCUZ PETROL AVANTAJINI KAYBETTİK

Kurdaki yüksek seyrin enflasyonu tetikleyebileceği de unutulmamalı. Maalesef, dünya petrol fiyatlarındaki düşüşün bize sağladığız avantaj, kurdaki yükselişle yok olup gidiyor. Sadece petrol değil doğalgaz ithalat maliyeti de, kurdaki yükselişe paralel olarak artıyor.

İthal tüketim mallarının pahalılaşması ithalatı kısabilir ancak yerli üretim için gerekli hammadde ithalatı daha da pahalı hale geliyor. Bu da, ister istemez nihai mamul fiyatlarına yansıyacak.

Doları olanlar belki sevinebilir, fakat dolar birikimi olmayan borç içindeki yığınlar için hiç de iyi değil bu gelişmeler…

MİLLİ GELİR DE DÜŞTÜ

Bir de dünya ülkeleri arasında fakirleşme söz konusu. 2002 yılından küresel krizin yaşandığı 2008’e kadar TL’yi değerli tutarak dolar cinsinden GSYH’sını hızla yükselten Türkiye, TL’nin değer kaybetmesiyle birlikte yeni bir döneme girdi.

2009’da dolar cinsinden küçülme yaşanırken sonraki üç yılda çok sınırlı bir büyüme kaydedebildi. Ardından 2013 yılında dolar cinsinden 823 milyar dolar olan GSYH, 2014 yılında 800 milyar dolara geriledi. Buna paralel olarak kişi başına milli gelir de düştü.

Dolar kuru bu yıl da geçen yıla kıyasla oldukça yüksek bir seviyede seyrediyor. Kur, yıl başında 2,3 TL seviyesindeydi, 20 Ağustos’ta 3,0 TL’yi gördü. Yıl sonunu 3,0 TL seviyesinde tamamlaması durumunda bile ortalama dolar kuru 2,65 TL seviyelerinde olacak. 2015 yılı GSYH büyümesinin yüzde 3 olduğunu farz edersek, dolar cinsinden milli gelir 725 milyar dolar civarına gerileyecek. Bu da, Türkiye ekonomisinin dünya ekonomileri arasında bu yıl da küçülmesi anlamına gelecek.

Kısaca, yabancı sermaye akışı ile döviz kurlarının baskı altında kalıp TL’nin uzun bir süre değerli olmasından hemen her kesim faydalandı. Kimileri çok, kimileri az… Şimdi de siyasi belirsizlik, istikrarsızlık ve tırmanışa geçen terörle birlikte para muslukları kısıldı, kurlar yükselmeye başladı. Bunun da faturasını maalesef bütün Türkiye ödeyecek. Üstelik her zaman olduğu gibi, hiç de adil olmayan bir şekilde…

KADİR DİKBAŞ / 2015-09-01 /