Financial Times: Türkiye-ABD ahenginin sınırları var

–ABD, Müttefiki Türkiye’ye İhtiyaçtan Yaklaşıyor–

Cumhuriyetçi başkan adaylarından biri olduğu sırada Rick Perry Türkiye’nin “İslamcı teröristler” tarafından yönetildiğini ileri sürdüğünde bu, Ankara’nın Batı’dan uzaklaştığı yönündeki iddialar silsilesinde en gerçeküstü olandı.

Aslına bakılırsa en azından dış politika koşullarında, ivme tam tersi yönde.

Türkiye, Orta Doğu’ya daha fazla dâhil olmakla birlikte politikaları birkaç yıl öncesine göre çok daha Batı ayarında.

Bu, ABD ve Avrupa’nın, İran ve Irak’taki sorunların da arttığı bir dönemde Devlet Başkanı Beşar Esad’ı Suriye’de yönetimden indirmeye odaklandığı bir sırada azımsanacak bir mesele değil.

Doğru, Ankara’nın son yıllardaki sloganı “komşularla sıfır sorun” ama komşular sorunlu olduğunda böyle bir politika zorlaşır.

Son altı ayda Ankara’nın Esad karşısında sabrı tükendi, Irak Başbakanı Nuri el Maliki ile kendini bir anlaşmazlık içinde buldu ve Tahran ile ilişkilere, NATO füze savunma radarına yönelik İran öfkesinin gölgesi düştü.

Bütün bunlar Türkiye’yi Washington’a yakınlaştırdı.

Bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Esad’ın görevi bırakması yönündeki uluslararası çağrılara öncülük ediyor. O ve Türk yetkililer, Sünni Iraklı politikacıları hedef aldığını söyleyerek Maliki’nin eylemlerini eleştiriyor. Erdoğan, NATO füze savunma üssünün Türkiye topraklarında konuşlandırılmasına izin vererek aynı zamanda ABD’nin dış politikasını kolaylaştırıyor.

Elbette ahengin de sınırları var. Türk yetkililer Arap baharı protestocularından yana olduklarını, ABD’ye hoş görünmeye çalışmadıklarını söylüyorlar. Ankara ile Washington’un anlaşamadıkları bir sorunlar listesi hâlen var: Türkiye’nin Hamas ile ilişkileri, İsrail ile anlaşmazlığı ve Tahran ile daha fazla uzlaşılması çabası gibi.

Ancak aleni gerçek şu ki ABD artık hedeflerine ulaşmasına yardım etmeleri için müttefiklerine daha fazla bel bağlıyor. Washington, Ankara’ya, her zamankinden çok ihtiyaçtan dolayı yaklaşıyor.

Örneğin pazartesi günkü ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Türkiye Dışişleri Bakanı arasındaki görüşmede Suriye’ye odaklanılmasını ele alalım. Türkiye sadece Esad’ın siyasi rakiplerine değil asilere de ev sahipliği yapıyor ve Erdoğan, dış politikasını Suriyeli liderin gitmesine ayarladı.

ABD’nin Obama tarzı rejim değişikliği arayışına daha çok yardım edebilecek başka bir müttefik var mı? ABD’nin Arap devrimlerinin İran veya Suudi Arabistan tarafından desteklenenlerden ziyade Erdoğan’ınkine benzer yönetimlerin yolunu açması umudundan bahsetmiyorum bile.

Yine de Ankara’nın desteği, ABD’nin umduğu kadar kesin olmayabilir.

Davutoğlu’nun Washington ziyaretinin alt metinlerinden biri Türklerin, ABD’nin Esad’dan kurtulmak için ne yapmaya hazır olduğunu öğrenmek istemeleriydi. ABD de Türkler açısından aynısını bilmek isteyecektir.

Washington ile Ankara, yeniden birlikte çalışıyorlar ama bu defa Türkiye’nin NATO müttefikini sorgulamasının pek de muhtemel olmadığı ve Suriye ile sınırın sadece bir başka soğuk savaş sınırı olduğu eski günlerden çok farklı. Bu defa oyunun kuralları baştan yazılmalı, hem de tam krizin doruğundayken.

Alıntı:
Daniel Dombey / Financial Times
2012-02-15
Özet tercüme: BYEGM