Fransa'da soykırım ağız dalaşı haline geldi

Fransız Senatosu pazartesi günü, 1915 Ermeni soykırımının ve onunla birlikte Fransa tarafından soykırım olarak nitelendirilen diğer olayların inkâr edilmesini suç sayan bir yasa tasarısını görüşecek ve muhtemelen oylayacak. Tasarı, Parlamentonun alt kanadından geçti. İfade özgürlüğü, tarih ve Fransa’nın çığır açan İnsan Hakları ve Vatandaşlık Deklarasyonu’nun 11. maddesi adına Senato bunu reddetmeli.

Sorun, Osmanlılar tarafından Ermenilere uygulanan kıyımın korkunç olup olmaması yahut bu olayların Türklerin veya Avrupalıların hafızalarında yer edip etmemesi değil. Olanlar, korkunç ve hafızalarda yer etmeli. Sorun şu: Bu olayların bir soykırım olup olmadığını tartışmak Fransa yasalarında veya diğer ülkelerin yasalarında suç olarak kabul edilmeli midir? Hatta Fransız Parlamentosunun, dünya tarihi ve başka bir ülkenin geçmişte yaptıkları ile ilgili karar çıkaran bir mahkeme gibi hüküm verecek yetkisi ve yetkinliği var mı? Cevap: Her ikisi için de hayır.

Tasarı aynı zamanda Ermeni soykırımının “boyutunu küçültmeyi” de suç kabul ediyor. Liberte pour I’histoire’dan (Tarih İçin Özgürlük Derneği) Françoise Chandernagor’ın ifade ettiği gibi bu durum, böylesi bellek yasalarının normlarınca bile anlaşılması güç bir görüş ortaya koyuyor.
Türkler, ölen Ermenilerin sayısını 500.000 olarak tahmin ediyor ve Ermeniler ise 1,5 milyon olarak tahmin ediyorsa bu bir boyutunu küçültme midir? Pekiyi 547.000 boyutunu küçültme midir? Türkiye Başbakanı bu “indirgeme” nedeniyle Fransa’yı ziyareti sırasında tutuklanmalı mıdır? (Tasarı 45.000 avro para cezası ve bir yıl hapis cezası öngörüyor.)

İnsan doğasının ve Fransız siyasetinin iyimser bakış açısı ile baktığınızda bunun ilgi toplamayı amaçlayan başarısız bir girişim olduğunu düşünebilirsiniz. Fransız Parlamentosundaki bu gibi yasa önerileriyle yaklaşan seçimler arasında, yarım milyon Ermeni seçmenin önemli rol oynadığı bir bağlantı var. Aralık 2001’deki seçimlerden önce Ermeni soykırımı Fransa’da yasal olarak kabul edilmişti. 2007 seçimlerinin hazırlıkları sürerken 2006 yılında bugünküne benzer bir yasa tasarısı Parlamentonun alt kanadından geçmişti (parlamentonun üst kanadı geri çevirmişti). Pekiyi bu yıl ne olacak? Evet, seçim.

Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin partisindeki önde gelen isimlerin hepsi bu tasarıya destek vermiyor. Dışişleri Bakanı Alain Juppe karşı çıkıyor. Ancak bunun nedeni Fransa’nın Türkiye ile ilişkilerinin etkilenmesi konusunda Juppe’nin endişeleniyor olmasıdır. Türk hükûmetinin tepkisi oldukça sertti.

Böylece anma törenleri ve özgür tarih tartışmalarına konu olması gereken, hatta mevcut kanıtlara karşı olan hipotezlerin bile sakince değerlendirilmesi gereken bir trajedi, siyasi manipülasyona ve politikacıların ağız dalaşına alet ediliyor.

Bu arada Türkiye’de, Ermenilere yapılanların soykırım olduğunu söyleyen Türk aydınlar yargılanabilir. Fransa’da devlet için resmen doğru olan Türkiye’de devlet için resmen yalan.

Bunlar etkin olmaktan ziyade sembolik eylemler. Fransa gibi bir ülkede ve nispeten daha zor olsa da Türkiye’de internet, herkesin bu yasak görüşlere erişimine imkân sağlıyor.

Bu nedenle durum çok daha geniş kapsamlı bir zorluk içeriyor. İnternet çağında ifade özgürlüğünün sınırları ve normları neler olmalıdır ve bunları kimler belirlemelidir? Bunlar, Oxford Üniversitesinde henüz başlattığımız Özgür İfade Tartışması (www.freespeechdebate.com) adındaki bir projede ele alınan sorular. Tartışmaya, eleştiriye ve tashihe sunduğumuz 10 taslak prensip arasında bir tanesi özellikle soykırım ihtilafı ile ilgili. Prensip şunu söylüyor: “Tartışma ve bilginin yayılması konusunda yasağa izin vermiyoruz.”

Fransa’da önerilen örneğinde olduğu gibi bellek yasaları, bu testte net bir biçimde başarısız oluyor ancak bunlar yegâne örnek değil.

Alıntı:
Timothy Garton Ash / The Guardian
2012-01-18