TCMB'nin para politikası CHP'nin iktisat politikasından daha önemli

Seyfettin Gürsel: “CHP’nin iktisat politikalarını yakın gelecekte uygulama şansı sıfıra yakın. Oysa Merkez Bankası’nın yeni politikası, ekonomik gidişatı önemli ölçüde etkileyecek.” 

Seyfettin Gürsel / Radikal
2010-12-21

TCMB’nin faiz indirimiyle aldığı risk doğrudur. Burada kritik parametre enflasyonun gidişatı olacak.

Biliyorum, fazlasıyla uzun bir başlık oldu. Ama pazartesi sabahki ruh halimi iyi yansıtıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultay konuşmasında ekonomi alanında yaptığı vaatleri tartışmak hiç kuşkusuz son derece ilgi çekici. Gündemin en cazip konusunun ‘yeni CHP’ olduğu tartışılmaz.

Buna rağmen, kafamda epey tarttıktan sonra Merkez Bankası’nın yeni politikasını tartışmaya devam etmeye karar verdim. İki nedenle: Birincisi, CHP’nin iktisat politikalarını yakın gelecekte uygulama şansı sıfıra yakın. Oysa Merkez Bankası’nın yeni politikası, ekonomik gidişatı önemli ölçüde etkileyecek. İkincisi, Kılıçdaroğlu popülizm dozu yüksek bir ekonomik yaklaşım sergiledi. Konuya girersem iyi şeyler yazmayacağım. Ocak ayında açıklanacağı söylenen yeni ekonomik programı beklemeyi tercih ediyorum; daha aklı başında bir yaklaşımla karşılaşırım umuduyla…

Etki ve yan etki

Perşembe günkü yazımda “Merkez Bankası’nın doğru yolda olduğunu” savundum. Ardından TCMB beklenen kararları aldı: Politika faizini 50 baz puan indirerek yüzde 6.5’e çekti, karşılık oranları da yüzde 6’dan, kısa vadede yüzde 8, uzun vade yüzde 5 olmak üzere yeniden düzenledi. Ve iktisatçı taifesi arasında büyük bir tartışma başladı. İki soru öne çıkıyor: 1) Bu önlemler etkili olur mu? 2) Kaş yapalım derken göz çıkar mı? Yanıtlar iktisatçıların şanına uygun olarak tabii ki çok farklı.

Merkez Bankası sıcak para baskısına karşı koymaya çalışıyor. Aksi takdirde TL daha da değerlenecek, kredi genişlemesi doludizgin gitmeye, cari açık açılmaya, riskler de artmaya devam edecek. Sonra da ekonomi, kur ve faiz şoku duvarına toslayarak büyük sarsıntı geçirecek, finansal istikrar güme gidecek. Sıcak para iki koldan, tahvil ve bankalar kanallarından girdiği için, yeni politika bir yandan iç ve dış faizler arasındaki farkı azaltmaya, diğer yandan da kredileri frenlemeye yönelmiş durumda.

Riskler muhtelif

Bu karma politika etkili olur mu? Eleştirilerin iki temel gerekçesi var: 1) Faiz farkını sıcak parayı caydıracak ölçüde azaltmak için 50 baz puan yetmez, karşılık oran artışı da kredi faizlerini arttırmaya, dolayısıyla kredi talebini düşürmeye yetmez. 2) Düşen politika faiziyle ucuzlayan para, karşılık oranlarındaki artışı bertaraf eder.

Tahvil faizinde gerilemenin faiz farkını fazla kapatmadığı gerçek. Ancak yeni politikanın TL’nin değer kaybetme riskini de arttırdığı unutulmamalı. TCMB enflasyon beklentilerinin olumsuz etkilenmediğini gözlemlerse ikinci bir indirime pekâlâ gidebilir. İkinci eleştiri Murat Uçer’den geldi. Dış krediler ile Merkez Bankası fonları arasında ikame yüksekse karışlık oranı artışı kredi iştahını kesmeye yetmez. Yakından izlemek gerekiyor.

Kaş yapalım derken göz çıkar mı? Çıkabilir. TCMB’nin faiz indirimiyle risk aldığı doğrudur. Burada kritik parametre enflasyonun gidişatı olacak. Beklendiği gibi aşağı yön devam ederse, reel faiz negatife dönmez.

Ancak bir diğer risk de sıcak paranın suyunu çekmesiyle iç tasarruf yetersizliği nedeniyle tahvil faizlerinin yükselmesi ya da yeterince düşmemesidir. Bu riski bertaraf etmenin yolu maliye politikasını sıkı tutmaktır. Bu da hükümetin sorumluluğudur.