Haydi Türkiye'ye alışverişe

“İstanbul’a doğru yolda, Keşan’dan önce Yunanca yazılmış tabelalar turistleri karşılıyorlar. Tekirdağ’da ise Yunanca “Kara Mustafa’nın kebabı” yazılı bir lokanta Yunanlıları açlıklarını bastırmaya davet ediyor. Kuzey Yunanistan’dan Yunanlılar Keşan’da her cumartesi kurulan pazara ev eşyası ve yiyecek almaya gidiyorlar.”

Stavros Tzimas-Atina / Kathimerini
2011-01-16

“Bayanlar ve baylar, Şehirler Şehri’nin kutsal anıtlarını ziyaret edeceğimiz yolculuğa hoş geldiniz.” Altmış kişilik iki katlı otobüs sabahın çok erken saatlerinden Selanik’ten İstanbul’a hareket ediyor. Bu, İstanbul’a, Bizans kültürünün kalıntılarını ziyaret etmeye ve Kapalı Çarşı’ya alışveriş yapmaya giden Yunanlı turist taşıyan onlarca otobüsten biridir. Otobüs sınıra doğru ilerlerken, tecrübeli rehber Stella turistlere önerilerde bulunuyor: “Alkole dikkat edin. Otellerde turistlere ikram ediliyor ancak çok pahallı. Ucuz içki ikram ederlerse bu saf olmadığı anlamına gelir. Erkekler dışarıda kendilerine yaklaşan ve kadınlarla birlikte olmalarını öneren Türklere dikkat etsinler. Tuzak olabilir.”

Bir kadın, “Kapalı Çarşı’da ne kadar kalacağız?” diye soruyor. Rehber, “İstanbul’un ucuz olduğu söylentilerinin yalan olduğunu size söylemem gerek. Şimdi taklit çanta, kıyafet, deri, güneş gözlüğü Yunanistan’da da var. Ancak başka çok ucuz şeyler bulabilirsiniz.” “Ne gibi?” “Buraya çok insan saç ektirmeye geliyor. Bunun maliyeti burada Yunanistan’dakinin yarı fiyatıdır. Beş tel saçın fiyatı yalnızca 1,40 avrodur. Yunanistan’daki en ucuz sahte peruğa vereceğiniz parayla Türkiye’de gerçek saçlı en pahalı peruğu satın alabilirsiniz.”

Lazerli Göz Ameliyatı

“Ayrıca bir sürü Avrupalı gözlerini lazer yöntemiyle ameliyat ettirmek için İstanbul’a gidiyorlar. Böyle bir ameliyat, uçak biletleri, otel sahip 1.200 avroya mal oluyor. Yunanistan’da ise bunun fiyatı 2,800 avroyu aşıyor. Akşamları yolda güneş gözlüğü takan turist görürseniz anlayın ki bunlar göz ameliyatı yaptıran turistlerdir.”

İstanbul’a doğru yolda, Keşan’dan önce Yunanca yazılmış tabelalar turistler karşılıyorlar. Tekirdağ’da ise Yunanca “Kara Mustafa’nın kebabı” yazılı bir lokanta Yunanlıları açlıklarını bastırmaya davet ediyor. Kuzey Yunanistan’dan Yunanlılar Keşan’da her cumartesi kurulan pazara ev eşyası ve yiyecek almaya gidiyorlar.

Keşan’da Yunanca bilmiyorlar. Genellikle turist otobüslerinin durak yaptığı Taksim Meydanı’nda Sintagma Meydanı’nda ya da Tsimiski Caddesi’nde olduğunuzu sanırsınız. Mağaza sahipleri, seyyar satıcılar, otel çalışanları Yunanca konuşuyorlar, mağazalarda ürünleri isimleri Yunanca yazılıyor ve Yunanlılar geceleri “oryantal” ve Yunan şarkıları eşliğinde eğleniyorlar.

Sahte Orjinal

Herkes anıt ziyareti programını takip ediyor sanmayın. Tabii Aya Sofya Müzesini herkes ziyaret ediyor. Çoğu kişi gruplardan ayrılıyor ve Yunanistan’a içi dolu bir valizle dönmeyi umut ederek Kapalı Çarşı’ya giriyor. Genellikle fiyatlar Atina’dan veya Selanik’ten de daha yüksek olduğu için turistler hayal kırıklığına uğruyorlar. 4.800 mağaza sahibi “Gel Yorgo, gel Maria”, “gelin bayan, orijinal sahteler burada” diye bağırarak müşteri çekmeye çalışıyor. Artık pazarlık çantanın “sahte” olup olmadığı konusunda değil, “orijinal sahte” olup olmadığı üzerine yapılıyor!

Ancak İstanbul’a bir ziyaret biraz Onur’suz ve Şehrazat’sız olursa tuzsuz yemeğe benzer. Boğaz turu yapan gemide rehber “sağda gördüğünüz kırmızı ev Onur’un annesinin evi” deyince gemideki herkes ayaklandı, Büyük Adada da herkes Lamia ile Kenan’ın villasına hayranlıkla baktı. Rehber, “Dizilere şükür işlerimiz arttı.” diyor.