Wall Street Journal'dan Türkiye ve Akbank değerlendirmesi

Amerikan gazetesi The Wall Street Journal, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’e geniş yer ayırdığı haberde, Türk ekonomisindeki riskleri ve fırsatları inceledi. Emre Peker ve Joe Parkinson imzalı haber şöyle:

Bankacılık, Akbank Yönetim Kurulu Başkanı Suzan Sabancı Dinçer’in kanında var. Ayrıca Türkiye’nin ekonomik potansiyeli konusunda da kararlı bir inanca sahip.

Akbank ve sıkı bir şekilde kontrol edilen diğer bankaların ateşlediği ülke içindeki kredi patlamasıyla Türk ekonomisi geçen yıl yüzde 8,5’lik bir büyüme oranına ulaşarak Çin ve Arjantin’in ardından G-20 ülkeleri arasındaki en hızlı ekonomik büyümeyi gösteren ülke oldu.

Sabancı Dinçer Akbank’ın genel merkezinin bulunduğu 33 katlı binanın en üst katındaki öğle yemeğinde, “Türkiye ne kadar büyürse Akbank da o kadar büyür. Yani biz el eleyiz. Türkiye’nin yüksek emelleri, yüksek bir hedefi ve yüksek bir güveni var. Bankacılık faaliyetlerimiz için büyük bir potansiyel olduğuna inanıyoruz.”

Sabancı Dinçer bulunduğu yerden daha fazla büyüme vadeden bir ekonomik manzara görüyor. Ama Türkiye’nin büyüme hikâyesinin sürekli olarak riskle bir arada bulunduğunu da hızla vurguluyor. Sabancı Dinçer, düşük yurt içi tasarruf miktarının yerel finansman seçeneklerini engellediğini, spekülatif yabancı finansmana bağımlı ağır bir cari hesap açığı taşıyan ekonominin tehlikeli bir biçimde dengesiz kalmaya devam ettiğini de sözlerine ekliyor.

Daha ivedi olanı ise Türk işletmeleri, Orta Doğu’da hızla yükselmekte olan ve ülkeyi komşu Suriye ile çatışma noktasına getiren gerilimlerin etkisinden korkuyor.

Ancak ülkedeki işletmeler, artan bölgesel risklere dikkat ederken finans piyasaları şu an itibarıyla iyimser görünüyor. Bu yıl, yüzde 9,9’una Citigroup’un sahip olduğu Akbank hisseleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (İMKB) yüzde 37,5’le geniş kapsamlı artış yaşadığı bir dönem.

Sabancı Dinçer, aralarında Akbank’ın da bulunduğu en büyük ve en çok işlem gören İMKB firmalarına atıfta bulunarak şunları söyledi: “İlk 30’a bakıldığında yatırımcılar bugün itibarıyla Suriye’den etkilenmemiş görünüyor. Borsadaki 30 firma hâlâ daha yabancı yatırımcıları çekiyor. Neden? Bilançolarımızın kalitesi ve işletmelerimizin gücü nedeniyle… Yabancı yatırımcılar uzun vadeli görünüme bakıyorlar.”

Aynı zamanda Türkiye’nin son dönemdeki hızlı ekonomik büyümesi daha kontrol edilebilir bir seviyeye gelerek birçok uzmanın tahmininin aksine sert bir iniş yapmaktan kurtuldu. Şimdi ise ülkenin performansı ülke borçlarının büyük olasılıkla bir yatırım fırtınasını teşvik ederek ilk kez yatırım yapılabilir kredi notuyla ödüllendirilebileceği yönündeki spekülasyonları artırıyor.

Sabancı Dinçer, “Türkiye bu notu alırsa ekonomi tümüyle ve çarpıcı bir biçimde vites değiştirecektir. Mali bir istikrarımız varsa -beklendiği gibi- çok büyük ihtimalle kredi notumuzda yükselme olacak. Piyasalar bu nedenle Türkiye konusunda olumlu.” dedi.

Türkiye, Fitch ve Moody’s tarafından yatırım yapılabilir seviyesinin bir puan altında ve Standard & Poors tarafından da ilave bir puan daha düşük seviyede tutulurken kredi notundaki yükselme konusu önceden belirlenmiş bir sonuç olmaktan çok uzak.

Sabancı Dinçer, “Bu hükûmet ekonomik istikrar ve büyüme getirdi. Bu nedenle insanlarda daha zengin ve daha kendinden emin olma hissi var. Hükûmet sandıkta gerekli karşılığı almak için ülkedeki ekonomik faaliyetleri idare etme konusunu sağlama alıyor.” dedi.

Ancak durum her zaman böylesine basit olmadı. Sabancı Dinçer, ülkeye kredi sağlayanların yarısını silip süpüren ve 50 milyar dolara veya o dönemdeki GSYİH’nin üçte birine mal olan 2001 yılındaki bankacılık krizini yaşadı. Bu nedenle sürdürülebilirlik kültürü ve ihtiyatla yürütülen ticari faaliyet konularında telkinde bulunuyor.

Sabancı Dinçer, “2001 krizinden önceki zamanlarda kurum olarak bankacılık alanındaki ürünlerde çok fazla ihtiraslı olmamakla sorgulandık.” diye anımsıyor. “Ama ne zaman ki kriz başladı, ihtiyatlı olduğumuz bazı durumlarda haklı çıktık. Tabii ki kâr yapmak önemli ancak sürdürülebilirlik de bir o kadar önemli.”

Sabancı’nın sürdürülebilirlik üzerine yorumları, yıllık ekonomik büyümeyi yüzde 5 civarında tutmak ve ülkeyi uzun vadeli sermaye için cazip hâle getirmek isteyen değerlendirme şirketleri, Türk hükûmeti ve Merkez Bankası yetkililerinin yorumlarını hatırlatıyor.

Sabancı mevcut cari açığı kredi notundaki yükselmenin önündeki en büyük engel olarak görürken kısa vadeli yabancı sermaye ihtiyacını da ayrıca bir tehdit unsuru olarak algılıyor.

Geçtiğimiz ekim ayındaki kayıtlarda 78,6 milyar dolarla GSYİH’nin yüzde 10’una tekabül eden cari açık Merkez Bankasının ülkedeki kredili harcamaları dizginleme çabaları kapsamında bu ağustos ayında 59 milyar dolara geriledi. Ancak ekonomistler yüzde 7,5 bütçe açığının da sürdürülemez olduğunu ve açığın GSYİH’nin yüzde 4’üne çekilmesi gerektiği görüşünde birleşiyor.

Sabancı Dinçer, eğer hükûmet bütçeyi disiplin altına alma konusunda kazandığı şöhrete bağlı kalır ve ülkenin para birimini geliştirecek reformlar yaparsa Akbank’ın büyüme imkânlarının devam edeceğini belirtti. Para piyasaları, orta ve küçük ölçekli yatırımların finanse edilmesi, özel bankacılık ve mevduat yönetimi de açılım yapılması gereken alanlar arasında.

Tercüme: BYEGM 

The Wall Street Journal
2012-10-21

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir