Kriz uyarısı yıllar önce yapılmış

Yunanistan’da başlayan kriz Euro projesini de tartışmaya açtı. Ortak para projesi ilk ortaya atıldığında uzman ekonomistler kriz uyarısı yapmıştı. Uzmanların bu uyarısı şimdi yeniden akıllara geldi.

Euro hayata geçirilirken bir dizi olumlu şey söylendi: Avrupa’da ortak bir para birimi olacak, fiyatlar kolayca birbiriyle mukayese edilebilecek ve Euro, Alman Markı kadar istikrarlı olacak… O zamanlar kimse Birliğe üye bir ülkenin borçlarını üstlenmekten söz etmemişti.

AB Sözleşmesi’nin 125’nci maddesi

Tam tersine Avrupa Birliği Sözleşmesi’nin 125’nci maddesi hiçbir üye ülkenin bir başka üyenin borçlarından sorumlu olmadığını söylüyor. Bu kural, Almanya’nın isteğiyle 1992 Maastricht Anlaşması’na alınmıştı. Böylece Euro’nun Alman Markı kadar istikrarlı olması amaçlanıyordu. Aradan yaklaşık 20 yıl geçti. Şimdi Avrupa Birliği’nin çöküşünü önlemek için milyarlarca euroluk kurtarma paketleri hazırlanıyor.

Birçok ekonomiste göre bu o kadar da şaşırtıcı bir gelişme değil. Bunlardan biri de, 2002’ye kadar Alman hükümetinin ekonomik danışma kurulunda görev yapan Jürgen Donges. “62 Manifestosu”nu hatırlatan ekonomi uzmanı, Birliğin yapısal sorunlar içinde olduğuna işaret ederek şunları söylüyor:

“Büyüme potansiyelleri ve rekabet kabiliyetleri açısından, birbirinden kökten farklı ekonomilere sahip ülkeleri birleştirdik. Ama bu konu masaya gelmedi bile, çünkü ortadaki tamamen siyasi bir projeydi. Bunun işlemeyeceği profesörlerin yayımladığı manifestoda da belirtilmişti. Orada deniyor ki; er ya da geç bu bir transfer birliğine, bir malî dengeleme birliğine varacaktır. Başka türlüsü mümkün değildir. Ama projenin bütünü sorunludur, zira ortada siyasi meşruluk yok.”

“62 Manifestosunu” imzaya açanlara, imzalayanlara “karamsarlık” veya “Avrupa düşmanlığı” gibi eleştiriler yöneltildi. Eleştirmenlere göre para birliği içindeki her ülke kendi ekonomi ve malî politikalarını sürdürebildiği için, malî kriz yaşanmayacaktı. Bu eleştirileri yöneltenlerden biri de 2006 yılına kadar Avrupa Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Otmar Issing’di.

Kibar değil, dürüst olma zamanı

Issing o zaman yaptığı eleştiri hakkında şunları söylüyor: “Ortak para ve ortak bir para politikasının, tek tek ülkelere politikaların değiştirmeleri yönünde baskı uygulayacağını düşünmüştüm. Ama itiraf etmeliyim ki bu bir yanılsamaydı. Geçen yıl eski Avrupa Birliği Komiseri Mario Monti Brüksel’deki bir konferansta bana ‘Birbirimize çok kibar davranıyoruz’ dedi. Elbette kast ettiği birbirimize bağırıp çağırmamız gerektiği değil; mevcut komisyonlarda birbirimize açıkça gerçeği ve artık böyle gitmeyeceğini söylememiz gerektiğiydi. Ancak bu hemen hemen hiç olmadı.”

Issing’e göre para birliğinin krizi imzalanmış anlaşmalara aykırı hareket edilmesinden ileri geliyor. Peki şimdi Euro bölgesi bir risk, mesuliyet ve transfer birliği olmaktan başka alternatifi olmayan bir noktaya mı geldi?

Ekonomist Donges bu soruyu “Evet” şeklinde yanıtlıyor.

“Nasıl olsa Almanlar yardım eder”

Donges, ortak kriz yönetiminin,1 Temmuz 2013’te yürürlüğe girmesi beklenen Euro İstikrar Mekanizması’nda en üst noktasına çıkacak olan hataya teşvik yöntemine zemin hazırladığını söylüyor:

“Pratikte 2013 yılından itibaren üye ülkelerin ellerine bir koz verildiğini kimse düşünmüyor. Her ülke sistematik olarak bütün Euro Bölgesini birbirine katma tehdidi savurabilir. Kısa süre önce Madrid’de önemli bir şahsiyet, açıklanmamak kaydıyla bana şunu söyledi: O kadar da kılı kırk yarmıyoruz, Almanlar nasıl olsa bize yardım eder.”

Kimi uzman, İspanya ve İtalya gibi borç krizi içinde olan ülkelerin para birliğini istismar ettiği görüşünde. Yeterli büyüme potansiyellerine sahip oldukları halde bu ülkeler kötü ekonomi politikalarına rağmen dayanışmayla ödüllendirildikleri için tasarrufa yanaşmıyorlar. Ancak ekonomistler, para birliğini krizlerden uzak tutmak için  baskı yapmak ve bunun sonuçlarına katlanmaktan daha iyi bir çözüm yolu öneremiyorlar.

Alıntı:
Sabine Kinkartz / www..dw-world.de
2011-09-16
.