Krizden muaf bölge: Türkiye

Avusturya’nın başkenti Viyana’da yayınlanan haftalık siyasi dergi Profil, son sayısında Türk ekonomisine övgüler yağdırdı. Franz C. Bauer imzasıyla çıkan yazıda, “Avrupa ile Asya arasında bulunan bu ülkede kriz, yabancı bir sözcüktür. Türkiye’nin ekonomisi geçen 10 yılda ortalama yüzde 4,5 oranında büyüdü, hatta 2010’da bu oran yüzde 10’du” denildi.

Yayınlanan yazı şöyle:

“Türklerin şu anda AB ile yürütülen katılım müzakerelerinin ağır bir şekilde ilerlemesine çok fazla üzülüp üzülmediği bilinmiyor. Çünkü Avrupa ile Asya arasında bulunan bu ülkede kriz, yabancı bir sözcüktür. Türkiye’nin ekonomisi geçen 10 yılda ortalama yüzde 4,5 oranında büyüdü, hatta 2010’da bu oran yüzde 10’du. Gerçi ekonomistler, ekonominin bu yıl zayıflayıp yüzde 3 oranının altında kalacağını tahmin ediyor. Ama sermaye yatırım şirketi Erste Sparinvest’in -ki ESPA Stock İstanbul, Avusturya’nın tamamen Türkiye fonundan oluşan az sayıdaki hisse senedi fonundan biridir- Doğu Avrupa Hisse Senedi Fonları Yönetimi Başkanı Alexandre Dimitrov, “2013’te yeniden yüzde 3,6 ila 3,9 arasında bir büyüme yaşanabilir ve biz tahminlerimizde oldukça tutucuyuzdur.” dedi.

Kredi derecelendirme kuruluşları da yaşanan bu canlılığa cevap verdi. Fitch, ülkenin tahvillerini “yatırım yapılabilir” seviyesine yükseltti ve böylelikle de Türk tahvilleri kayda değer bir kayıp riski olmayan yatırımlar için uygun bir hâle geldi. Gerçi Moody’s dereceyi yükseltmeye karar veremedi ama yine de bu canlılık, “nötr” olan görünümün “pozitif” olarak değişmesi için yeterliydi. Böyle bir girişimi de normalde 12-18 ay içinde kredi derecesinin yükseltilmesi takip ediyor. Bu kredi derecelendirme kuruluşları tarafından 18 yıl sonra yapılan ilk not artırımıdır. Neredeyse 20 yıl boyunca Türkiye’nin notunu her zaman sadece düşürdüler. Dimitrov, “Türkiye şimdi pozitif görünümü olan az sayıda Avrupa ülkesinden biri.” diye konuştu. Borsanın bu olayları önceden hissettiği anlaşılıyor. En önemli 100 Türk şirketinin kurlarını gösteren İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal 100 Endeksi (ISE 100), bir yıllık sürede yaklaşık yüzde 40 oranında artış sergiledi.

Fakat Türk iştirak senetleri hâlâ pahalı değil. Morgan Stanley tarafından belirlenen Türk hisse senetleri endeksinin fiyat-kazanç oranı şu anda yaklaşık 11’de bulunuyor ve 2013’te 10’a gerilemesi bekleniyor. Bazı faktörler bu oranın artacağını gösteriyor. Türkiye 29 yaş ortalamasıyla Avrupa’nın “en genç” ülkesi ve 75 milyonluk nüfusuyla da önemli bir işgücü potansiyeline sahip. Uluslararası şirketler de bu potansiyelden giderek daha fazla yararlanıyor. Türkiye, Avrupa’nın önde gelen ev aletleri üreticileri arasında yer alıyor. Mesela Elektra Bregenz İstanbul’da bulunan Arçelik grubuna ait. Tüketim de ekonomik büyümeye destek oluyor. Ekonomik performansın yüzde 70’ini tüketim sektörü sağlıyor. İMKB 100 Endeksindeki en önemli sektör ise endeksin toplam piyasa değerinin yaklaşık yüzde 50’sini oluşturan ve 9 seviyesindeki (2013’teki kazanç tahminlerine istinaden) fiyat-kazanç oranıyla uygun şekilde değerlendirilen bankalardır. Türkiye Garanti Bankası, Akbank ve Türkiye İş Bankası en önemli hisse senetleri arasında yer alıyor. Erste Sparinvest, bankaların kazancının gelecek yıl yüzde 12 oranında büyüyeceğini hesap ediyor. Bu kurumlar kredi notunun düzeltilmesinin doğrudan kazananları arasında bulunuyor. Artan tahvil fiyatları bilançoyu sağlam şekilde iyileştirmeye yardımcı olacaktır. Hacı Ömer Sabancı Holdinginin yanı sıra BİM Birleşik Mağazalar da enteresan bir görüntü çiziyor. Ancak hisse senetlerine yapılacak münferit yatırımlar risklidir çünkü İstanbul Borsası gibi borsalardaki dalgalanma derecesi yüksektir.”

Tercüme: BYEGM
Profil
2012-12-03