Merkez Bankası haklı mıydı?

Dünyanın en olağan dışı mali politikasını pazarlayan Türkiye Merkez Bankası, geçtiğimiz yıl birçok eleştirinin hedefi oldu. Banka birçok derecelendirme kuruluşu tarafından eleştirilip uluslararası ekonomistler tarafından komik karşılanırken birçokları, eş zamanlı olarak farklı varlık sınıflarını hedef alma girişiminin gözyaşlarıyla sonuçlanacağını söylüyordu.

Fakat Türk aktiflerinin yükselmesi ve ekonominin önemli dengesizliklerinin iyiye doğru gitmesi, piyasadaki birçoklarını Türk karar vericilerin haklı olabileceğini düşünmeye zorluyor.

Rakamlar kesinlikle umut verici görünüyor.

Merkez Bankasının dün açıkladığı, fiyat tahminlerini yukarı çeken yüksek enflasyon raporuyla birlikte lira yeniden değer kazandı. Para biriminin son iki aydaki en yüksek değere çıkması, küresel risk iştahı ve ABD Merkez Bankasının nakit akışkanlığını desteklemesiyle dolar karşısında bu yıl neredeyse yüzde altı değer kazanan ivmeyi daha ileri götürdü. Tüketici kredilerinde göreceli artış Merkez Bankasının, bankaların rezerv zorunluluğu gereksinimlerini artırmasıyla gerilerken, Türk menkul kıymetleri canlandı. Dün açıklanan veriler, ülkenin yüksek cari açığındaki önemli bir etken olan dış ticaret açığının geçtiğimiz aralık ayına göre yüzde 7,2 değerinde daralmış olması, ülkenin hızlı gelişen ekonomisinin yeniden dengelendiğini açıkça ortaya koyuyor.

Türkiye Merkez Bankasının birkaç canlanmayla gelişen fakat şu anda bankanın faiz oranlarının piyasa durumuna karşılık olarak anında değişmesini sağlayan esnek faiz koridoru oranıyla işletilen politikası, kesinlikle bir ay önceki durumuna kıyasla bile daha zekice görünüyor. Aralık ayında yatırımcıların acımasızca Türk varlıklarını satması, Bankayı Türk lirasının değerini artırmak için döviz piyasalarına birkaç kez müdahale etmek zorunda bıraktı.

Fakat bir çok araştırmacı, risk alma isteğinin geri dönmesinin Türkiye ekonomisini çekici kılması konusunda uyarırken, geçen yılki kapsamlı satışları tetikleyen dengesizliklerin ortadan kaybolmadığının altını çizdi.

Aynı zamanda Merkez Bankası’nın giderek karmaşıklaşan ekonomi politikası, yatırımcıların geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 8,2 oranında hızla büyüyen bir ekonominin sert bir inişe doğru gittiği yönündeki korkularını besliyor.
Morgan Stanley pazartesi akşamı yayımladığı bir değerlendirme notunda, Türkiye’nin, piyasadaki duyarlılığın negatife dönüşmesi durumunda sermaye akışının tersine dönmesine en açık olan yükselen piyasalar arasında bulunduğunu belirtti.

Küresel güven yükselirken, Türkiye Merkez Bankası akıllıca hareket ederek piyasayı kandırmış gibi görünüyor fakat temeller konusundaki endişeler, politika öncelikleri ve dış riskler kutlamalara başlamak için henüz çok erken olduğunu gösteriyor.

Alıntı:
Joe Parkinson / The Wall Street Journal
2012-01-31 / New York
Tercüme: BYEGM
 
 
.