"Şeker fabrikalarında 800 milyon dolarlık kayıp var"

şeker fabrikaları-2014

NÜD Başkanı Rint Akyüz, özelleştirme kapsamına alınan şeker fabrikalarındaki kaybın 800 milyon doları bulduğunu söyledi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin Kartepe’de düzenlediği toplantıda konuşan Nişasta Üreticileri Derneği (NÜD) Başkanı Rint Akyüz, başta mısır nişastası olmak üzere, son günlerde çok tartışılan şeker ve gıda ürünleri konusunda sunum yaptı, soruları cevaplandırdı.

NÜD olarak, Akademik Araştırma Kurulu oluşturduklarını ve sektörle ilgili her türlü iddia ve söylentilerin bilimsel sonuçlarını araştırdıklarını ve takip ettiklerini açıklayan Akyüz, ayrıca sektördeki bütün paydaşlara yönelik eğitim çalışmaları da yaptıklarını açıkladı.
Mısır çiftçisi için büyük gayret içinde olduklarını da açıklayan NÜD Başkanı Akyüz, çiftçiden biçerdöver operatörüne kadar eğitimler verdiklerini söyledi. Eğitimsiz çiftçi ve personelin yüzde 5 ürün kaybına neden olduğunu belirterek, bu Türkiye için 300 bin ton mısır anlamına geldiğini vurguladı.

Türkiye’de pancar ve mısır üretim alanlarına yönelik haritayı gösteren Akyüz, ülkenin yüzde 90’ında mısır üretmenin mümkün olduğunu belirterek, ikincil ürün olduğu için son yıllarda mısır çiftçisi açısından değeri artan bir ürün olduğunu söyledi.
Dünyada şeker üretiminin kamış, pancar ve mısırdan elde edildiğini hatırlatan Akyüz, rekabet açısından Avrupa’da şeker rejimine yönelik kararlar alındığını ve 2017 itibariyle kotaların kaldırılması üzerinde durdu.

Türkiye’de 2001 yılında Şeker Kanunu ile mısır şekerinin yüzde 10 kota uygulamasına geçildiğini söyleyen Rint Akyüz, “Şeker üretimine gelince, Türkiye de 33 tane pancar şekeri üretim tesisi var. 5 tane mısır şeker fabrikası var. Kaba taslak, toplamın yüzde 25’i kotadır… Türkiye’de, gıda sanayi üretim rakamları yükseliyor. Glikoz ile ilgili sanayicinin ciddi bir talebi oldu. Sanayicinin glikoz hakkı var, bizim üretim hakkımız yok” dedi.

Şeker fabrikalarındaki kayıp

Şeker fabrikalarının yetim evlat gibi bırakıldığınıda söyleyen Akyüz, “Özelleştirme olduğu için, binalar Maliyeye devredildi. Fabrikalarda yatırım yok, bakım yok ve kayıp devam ediyor. 2014’de şeker fabrikalarında 361 bin ton kayıp oluştu. Devletin kaybı da, 800 milyon doları bulmaktadır” şeklinde açıklama yaptı.

Akyüz, son günlerde şeker konusunda algının değiştiğini de kaydederek şunları söyledi:

“Bu algının sebebi, ‘şeker zehirdir’ deniliyor. Eğer bir günde çok fazla su içersen su bile zehirdir, öldürücüdür. Vücut şeker almazsa, şeker ihtiyacını proteinleri kırarak elde etmeye çalışır. Bu durumda da böbrekler zarar görecektir. Özetle ‘şeker’ zehir değildir. Sağlıksız gıda yoktur, sağlıksız beslenme vardır.”

Türkiye’de gıda üretiminde hammadde sorunu olmadığını, tek sorunun hammaddeyi dünya fiyatlarından alma şanslarının olmadığını söyleyen Akyüz, 4 saatlik uçuşla, etrafımızda 900 milyon kişi yaşadığını ve 1,5 trilyon dolarlık gıda tüketimi olduğunu hatırlatarak, “En azından bu coğrafyadan 15 milyar dolarlık bir pay almamız gerekiyor. Bunun için yeni dönemde Şeker Kanununun değişmesi gerekiyor” dedi.

Son günlerde enzim ithalatındaki sorunlarla ilgili bir soruyu cevaplandıran NÜD Başkanı, 64 bin tane enzim olduğunu ve kendilerinin sadece 3, 4 tanesini kullandıklarını ve enzim ithalatı yapamadıklarını doğrulayarak, “Dünyada sadece bizde olan Biyogüvenlik Kanunu var. Bu orantısız bir kanundur. Eğer bir düzenleme yapılamazsa mısır şekeri yanı sıra pek çok sanayide fabrikalar duracaktır” dedi.

Rint Akyüz konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Enzimlerin içinde DNA yoktur. Bu nedenle, GDO var mıdır, yok mudur bilmek mümkün değildir. Bir de GDO konusunda bulaşıklık konusu vardır. Gıda taşıyan konteynırlardan bir ürüne, GDO bulaşıklığı olursa, o ürüne dair ilgili patronu 12 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Örneğin daha önce soya-mısır getirilmiştir; ardından mercimek taşınırsa, Mercimekte GDO çıktı deniliyor, bu bulaşıklıktır. Zira, yem sanayi için GDO önemlidir. Kanun değiştirmekten başka bir çare yoktur.”

Gündemdeki sorulara cevap veren Akyüz, “Bazı baklava ve ürün üreticileri ‘glikozsuz’ diyor. Glikozsuz baklava olmaz, bu tüketiciyi aldatmaktır” diye uyarıda bulundu. Rint Akyüz önemli bir sağlık sorununa da şöyle dikkat çekti: “Bu arada, Glikoz yemezseniz, kafanız çalışmaz. Vücut, Aldığınız diğer gıdalardan, proteinden glikoz çıkartmaya çalışır. Karaciğer buna yapar ama, bunu yaparken de, böbrekler de zarar görebilir”.

Şekerin kanserojen olduğu iddiaları üzerine de Rint Akyüz “Asıl vücuda zarar veren, kanserojen olan gıdalarda kullanılan zirai ilaç kalıntısıdır. Bizde zirai ilaçlar, her yerde, herkesin alabileceği şekilde satılıyor. Siz istediğiniz kadar elmayı yıkayınız, eğer üzerinde zirai ilaç var ise, o zirai ilacın kalıntısı geçmeyecektir” dedi.

NÜD Türkiye’deki şeker üretiminin yüzde 10’unu temsil ettiğini hatırlatan Akyüz, şekerin Türkiye’de ve dünyada alınıp satıldığını ama sahibi olmadığını ve bu nedenle algıya yönelik söylentilerin gelişigüzel kullanıldığını belirtti.

“Biz ülkemizde GDO kullanmıyoruz, kullandırmıyoruz ve bu konuda ciddi çalışmalarımız var” diyen Rint Akyüz şunları söyledi: “Dünya nüfusu, 2050 yılında 10 milyara ulaşacak. Bu kadar insanı besleyebilmek adına, gıda alanında uzmanlar yeni çalışmalar yapılıyor, biyoteknoloji gıda üretimleri yapıyor. GDO üretimi için İspanya da çalışmalar başladı. GDO’ya zehir demek haksızlıktır, asıl zehir gıdada kullanılan tarım ilaçlarıdır. GDO, üründeki verimliliği arttırıyor ve tarım ilacı kullanılmasının bile önüne geçiyor.”

EKOYORUM.COM 2015-04-01