Soğuk savaş düşmanları Türkiye ve Rusya için yeni enerji

The Washington Times, enerjide Türk-Rus işbirliğini yazdı:

Soğuk savaşta düşman olan Rusya ve Türkiye, devam eden diplomatik tartışmalara rağmen enerji alanında ortak zemin buluyor.

Türkiye, Rusya’nın Güney Akım doğal gaz boru hattının kendi topraklarından geçmesine izin vermeyi kabul ediyor ve Rusya, Türkiye’nin ilk nükleer santralinin inşa edilmesine 20 milyar dolar yatırım yapıyor.    

Türkiye, Rusya’nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a desteğini eleştirse ve Moskova, Türkiye’deki bir NATO erken uyarı radar sistemi nedeniyle öfkeli olsa da anlaşmalar yapıldı.

Eski diplomat ve İstanbul’daki Ekonomi ve Dış Politika Araştırmaları Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen, “Bunlar, farklılıklarını ayrıştırmayı başarabilen ülkeler.” dedi.

Ülgen, “Bu, karşılıklı ekonomik kazanımla güdülenen bir ilişki.” diye belirtti.

Doğal gaz ve petrol üretim devi Rusya, Avrupa pazarlarına erişim noktalarını çeşitlendirecek Güney Akım boru hattına Türkiye’nin desteğini aldı.

Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisi olan Türkiye’nin önemli oranda enerji ihtiyacı var. Bir tahmine göre çoğunluğu Müslüman olan ülkenin enerji talebi, 2023 yılına kadar iki katına çıkacak.    

Ancak Türkiye bunu kendi başına karşılayamaz ve bir nükleer santral inşa etmek, sahip olmak ve faaliyete geçirmek için uluslararası ortaklar arıyor.    

Ortaklık için yalnızca Rusya öne çıktı ve Akdeniz kıyısındaki güney ili Mersin yakınlarındaki Akkuyu nükleer santralini inşa ediyor.

20 milyar dolarlık ücretin tamamı Rusya’nın devlet kontrolündeki nükleer enerji şirketi Rosatom’a bağlı bir kuruluş tarafından karşılanacak.

Eşi Görülmemiş İş Birliği

Rus firma, harcanan yakıtın yeniden işlenmesi için Rusya’ya gönderilmesini, santrali inşa etmeyi, üretim ömrü boyunca sahip olmayı ve işletmeyi kabul etti. Anlaşma, eski düşmanlar arasında eşi görülmemiş bir iş birliği seviyesini gösteriyor.

Santrale sahip olacak ve onu işletecek Rus şirket Akkuyu NGS’nin sözcüsü Rauf Kasumov, “Türkiye’nin en yakın komşusuyuz ve birbirimize güvenmek zorundayız. (…) Mantıken Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birisi ve buna şiddetle ihtiyacı var.” dedi.    

Santral atığının ne olacağına dair sorular ise devam ediyor. Bu, reaktörlerin inşa edildiği her yerde çıkan uzun süreli bir tartışmadır.

Kasumov, “Bu daha sonra Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında alınacak bir karar.” dedi.

Bahçeşehir Üniversitesinden Ekonomi Profesörü Erhan Kula, “Nükleer enerjiyle ilgili en önemli şey, son derece zehirli olan atığın tahliye edilmesi ve depolanması. Çevre değerlendirme raporunda yalnızca birkaç cümle geçiyor ki bu kafa karıştırıcı.” şeklinde konuştu.

Kula, dört reaktörün üreteceği 4800 megavatın Türkiye’nin enerji ihtiyacının yalnızca yüzde 5’ini karşılayacağını ve enerjinin yüzde 14’ten fazlasının hâlen kaçak kullanımda kaybedildiğini söyledi.    

Kula, “Bunu durdurursak nükleer enerjiye ihtiyacımız olmaz.” dedi.

Ancak İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü Direktörü A. Beril Tuğrul, Türkiye’nin enerji ihtiyacının arttığını ve tüm riskleriyle nükleer enerjinin fosil yakıtlara önemli bir alternatif olduğunu söyledi.

Anlaşmanın Türkiye’nin lehine olabileceği sonucuna varan EDAM’ın çalışması bile Ankara’nın atom enerjisinin uygun denetimi için zemin hazırlamakta başarısız olduğuna dair uyarıda bulunuyor.

Ülgen, “Türkiye, nükleer enerji için acele ediyor. Türkiye, nükleer enerjinin barındırdığı riskleri en aza indirmek için düzenleyici kapasiteye şu anda sahip değil.” dedi.

Türkler Nükleer Enerjiden Korkuyor

Türk yetkililer, Akkuyu sahasını 1970’den bu yana gözlüyorlardı ancak projenin şekillenmesi son yıllarda oldu.

Türkiye’de nükleer enerji geçmişte pek tartışma yaratmadı ancak yapılan en detaylı araştırma halkın bu konuda büyük kuşkuları olduğunu gösteriyor.

Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi’nin bazı bölümlerini de etkileyen Ukrayna’daki 1986 Çernobil olayı, araştırmanın yapıldığı 2400’ün üzerindeki kişinin yüzde 62,5’nin neden nükleer enerjiye karşı olduklarını açıklamaya yardımcı olabilir.    

Kula, “Halkın söylediklerini dinlerlerse nükleere devam etmezler. Türkler, nükleer enerjiden korkuyor.” dedi.

Kula, araştırmanın 2007’de yapıldığını ve geçen yıl Japonya’daki Fukuşima Dai-ichi felaketinin, nükleer enerjinin ününü daha da lekelediğini söyledi.

Ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) tarafından desteklenen muhalif gruplar, sahanın aktif fay hatlarıyla kesiştiğini iddia ediyor. Saha planına karşı mahkemeye şikâyetlerde bulunuldu ancak hükûmet inşaatı durdurmadı.

Diğer yandan ikinci santral için Karadeniz sahilinde başka bir saha belirlendi ancak Türk hükûmeti, bunu inşa etmeye istekli bir yabancı ortak bulamadı.

Türkiye, Rusya ile yapılana benzer bir anlaşma yapmak için Kanada, Çin, Güney Kore ve Japonya’yla görüşmeler yapıyor.

Akkuyu NGS temsilcisi Kasumov, başka bir ülkenin Rusya kadar ciddi bir yatırım yapmaya istekli olmayabileceğini söyledi ve “Başka bir ülkenin yap-sahip ol-işlet modelini finanse edecek konumda olduğundan gerçekten kuşkuluyum. Bu oldukça pahalı bir şey.” dedi.

Rusya’nın proje taahhüdü kesin görünüyor ancak Türk medyası, maliyet tahminleri arttıkça büyük miktarlar harcama konusunda Rusya’nın göstereceği isteklilikle ilgili soruları gündeme getiriyor.

Projenin geleceği büyük ölçüde Rus hükûmetinin iyi niyetine ve bir stratejik enerji ortağı olarak Türkiye’ye güvenine bağlı.

Ülgen, “20 milyar dolar taahhüt ettiler ve bu yatırımı yapmamaları durumunda anlaşmada açıkça belirtilen bir ceza yok” dedi.

Alıntı:
The Washington Times
2012-09-03
Tercüme: BYEGM