Tarlada ucuz, sofrada pahalı

gıda-01

HÜSEYİN KARASU’nun yorumu…

Türkiye, dünya tarım sektöründe ilk onda, Avrupa’nın en büyüğü. 2023 hedefi, dünya beşincisi olmak. Rakamlar, hedefler parlak ancak tarlada çiftçi, şehirlerde tüketici sıkıntılı.

Tarım ürünlerinin fiyatı tarladan markete gelinceye kadar katlanıyor. İlk satan ve son alan gıda zincirinin en mağduru gibi görünüyor. Çiftçi kazanamamaktan, tüketici pahalı almaktan şikayetçi.

Tarım ürünlerinin fiyatı, tarladan markete ulaşıncaya kadar defalarca katlanıyor.

Üreticiden tüketiciye ulaşıncaya kadarki süreçte oluşan fahiş kârlar tarım ürünlerinin tamamında görülüyor. Bu fiyat farkları özellikle kış aylarında artıyor. Vatandaşın alım gücünü zorlar seviyeye ulaşan fiyatlarda en çok aracılar kazanıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, mart ayında üretici ve tüketici fiyatları arasındaki fark yüzde 400’lere dayandı. Ürünler, üretici fiyatına sanayi payı, nakliye payı, aracıların karı, marketin karı eklenince vatandaşın bütçesini zorladı. Gıdada ortalama üretici ve tüketici fiyatları arasındaki fark mart ayında zeytinde yüzde 360, mercimekte yüzde 217, portakalda yüzde 163’ü buldu.

TÜİK verilerine göre, kilogramı 3,22 liraya üretilen zeytinin fiyatı, bahçeden sofraya gelene kadar mart ayında yüzde 360 artış gösterdi ve tüketicilere 14,82 liradan satıldı. Tarımsal ürünlerin bu zamlı yolculuğunda zeytini yüzde 217 fark ile kırmızı mercimek takip etti. Üretici fiyatları 1,78 lira olan kırmızı mercimek vatandaşın sofrasına 5,66 liradan girdi.

Üretici fiyatı 0,77 lira olan portakal da yüzde 163 farkla tüketiciye 2,03 liradan satıldı.

Mutfakların olmazsa olmazı, kuru soğanı üretici 75 kuruşa satarken, tüketiciler yüzde 146 fark ile kilogramı 1,85 liradan aldı. Ortalama üretici fiyatı 2,30 lira olan nohut ise yüzde 160’lık fark ile tüketiciye 5,99 liradan ulaştı.

Mart ayında üretici fiyatı 4,08 olan kuru fasulye yüzde 92 fark ile 7,85 liradan, 0,83 lira olan beyaz lahana yüzde 80 fark ile 1,5 liradan, 1,51 lira olan ıspanak yüzde 83 fark ile 2,76 liradan, 1,53 olan marul yüzde 66 fark ile 2,55 liradan, 1,67 lira olan domates yüzde 49 fark ile 2,5 liradan tüketiciye satıldı.

SÜTTE FARK YÜZDE 151

Fakirin yemeği olarak bilinen patates ise bu yıl adeta cep yakıyor. Ekim-Kasım 2014 aylarında tarlada 80 kuruş ile 1 lira arasında olan patates, Mart 2015 ayında pazarlarda 3 liradan, nisan ayı başında 5.5 liradan satılmaya başlandı.

Üretici fiyatı 1,13 lira olan inek sütü tüketiciye yüzde 151 fark ile 2,84 liradan sunuldu. Ortalama üretici fiyatı 24 kuruş olan yumurtanın adedi tüketiciye 37 kuruştan, 22,8 lira olan balın kilogramı da ortalama 33,51 liradan satıldı.

ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE ŞİKAYETÇİ

Gıda ürünleri fiyatlarında tarladan tüketiciye ulaşıncaya kadar yaşanan değişimden üretici de tüketici de şikayetçi. Üretici “kazanmıyorum” diyor, tüketici ise pahalı olmasından şikayet ediyor. Peki parayı kim kazanıyor.

Şehirlerde eskiden manavlar sattıkları sebze ve meyvenin hangi yöreye ait olduğunu bilir ve o yörenin adıyla satışa sunulurdu. Benzer bir durum kuru gıda satan bakkallarda da yaşanıyordu. Sattıkları kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru bakliyatın geldiği yöre adıyla satıyorlardı. Çünkü ürünü kendileri direk üreticiden alır en fazla bir aracıdan sonra tüketiciye ulaştırıyorlardı. Şimdi tam tersi yaşanıyor.
Gıda maddeleri o kadar çok aracıdan geçerek mutfaklarımıza geliyor ki, menşeini bilmek artık neredeyse imkânsız. Ürün tarladan çıkıp tüketiciye gelinceye kadar bir kaç defa el değiştirdiği için her yeni sahibi doğal olarak üstüne kar koyarak satıyor. Ürünün her bir sahibinin kar payı tüketicinin cebinden çıkıyor.

Küçük marketler, manavlar ve pazarcılar sattıkları sebze ve meyveleri belediyelere ait hallerden temin ediyor. Büyük marketler ise ürünü aracıdan temin ediyor. 1 Şubat 2012’de yürürlüğe giren “Hal Yasası” ile sebze-meyvenin “hallerden geçme” zorunluluğu kaldırıldı. Fiyat artışlarının önüne geçmek için yapılan bu düzenleme ucuzluk getirmedi. Düzenlemeyle “kabzımal” denen komisyoncuların yüzde 8’den fazla komisyon alamayacağı şartı getirilse de istenilen fiyat istikrarı tutturulamadı.

Sebze ve meyvenin en uygun fiyata satıldığı yerler semt pazarları. İzmir’de yaklaşık 25 yıldır pazarcılık yapan Adem Kaya, sattıkları ürünleri halden veya aracıdan aldıklarını söylüyor. Kaya’nın verdiği bilgiye göre, pazarcıların ürünü fahiş fiyattan satma şansı bulunmuyor. Tezgaha serdikleri ürünü o gün veya ertesi gün bir başka pazarda bitirmeleri gerekiyor. Aksi durumda ürün çürüyor.

HÜSEYİN KARASU / 2015-05-03