Türkiye tüketime aç

Roma’da yayınlanan ekonomi ağırlıklı İtalyan “Il Sole 24 Ore” gazetesinin Türkiye yorumu böyle: Türkiye tüketime aç.

Bu ülkeyi “küçük Çin” ya da ulaşılması kolay, “yakın Çin” şeklinde adlandıranlar var: Ayrıca bu ülkenin AB ile ortaklık anlaşması imzaladığı göz önüne alınırsa Avrupa kurallarına gitgide daha yakın kuralları bulunuyor. Nitekim Türkiye pazarı, hem İtalyan işletmeleri için hem de yabancı işletmeler için son derece ilgi çekici unsurlara sahip. Ülkenin nüfusundan başlayabiliriz. Yaş ortalaması 28 olan, 75 milyon nüfusa sahip bir ülkeden bahsediyoruz. Ayrıca oldukça hızlı bir GSYİH büyümesine sahip.

Daha pratik bir ifadeyle söylemek gerekirse; dinamik bir piyasa, evlenen, yuva kuran ve uzun vadeli tüketim malları talep eden insanlar, yayılma içerisindeki bir inşaat sektörü. Üstelik hâlen sınırlı sayılabilecek bir işçilik maliyeti de mevcut. İstanbul İtalyan Ticaret Odası Genel Sekreteri Fatih Ayçin şunları dile getiriyor: “Bir işçinin maliyeti yaklaşık 400 avro civarında, bir mühendis ise en fazla 1.200-1.400 avroya ulaşıyor. El emeğinin kalitesi yüksek; enerji maliyeti de Avrupa’nınki ile  mukayese edilebilir. Burası dinamik, işinde disiplinli ve tüketmeyi seven insanların ülkesi, dolayısıyla iç talep konusunda mükemmel perspektifleri var. Suriye’den Hindistan’a ve Balkanlar’a varıncaya kadar, komşu ülkelere ihracat yapan bir ülke, 250 milyonluk potansiyele sahip bir piyasa.”

Yabancı Yatırımcıların Sağlam Varlığı…

Hem kurumsal düzeyde hem de bu topraklarda üretim yapan işletmeler düzeyinde güçlü bir varlık gösteren -İtalyanlar da dâhil olmak üzere- yabancı yatırımcılar bunu anladı. Yıllardan beri çok sayıda İtalyan işletme Türkiye’de iş yapıyor. Bu işletmelerden biri de Indesit. İndesit, yerel üniversitelerle ortaklığa sahip olacak kadar ve kimi zaman da işletmelerimize tavsiyeler verme konusunda resmî kurumların yanında “başvuru gişesi” olarak gayriresmî şekilde yer alacak kadar, Türkiye’nin gerçeğiyle son derece entegre olmuş durumda. Indesit Company’nin Türkiye için ülke yöneticisi Andrea Ojetti şunları söylüyor: “Burada yatırım yapmak isteyenler çoğu zaman bizden tavsiye istiyor. 1994’ten bu yana Manisa’da buzdolabı üretiyoruz. Üretim açısından en yüksek sezonlarda 1200 çalışanımız oluyor. Elbette buraya gelmek için ciddi bir iş planına sahip olmak gerekiyor. Ancak buraya gelen işletmeler, İtalyan ağının ötesinde, İtalyanca da dâhil olmak üzere üç dil konuşan personeli, iş ve vergi danışmanları bulunan yerli acentelere de güvenebilir. Ayrıca organize sanayi bölgeleri de mevcut. Bir işletme bu bölgelerde yer almak isterse sunulan bir dizi hizmet ve kuruluş sayesinde bunu gerçekleştirebiliyor. Hükûmet, yabancı yatırımlara son derece önem gösteriyor. Faydalı bir bürokratik tablo oluşturuldu ve Başbakan Erdoğan, kendisinin başkanlığında, Türkiye’deki başlıca yabancı şirket CEO’larından oluşan ve onların önerilerini toplamaya yönelik bir Danışma Kurulu oluşturdu. Bizim işletmemizin CEO’su Marco Milani de bu kurulda yer alıyor.”

İnşaattan Yenilenebilir Enerjilere…

Enerji (özellikle yenilenebilir enerji), inşaat (malzemeden projelendirmeye), otomasyon ve tüketim malları hem yatırımlar hem de ihracat bakımından en çok gelecek vadeden sektörler. Kredi sigortalandırma ve ticari kredilerin telafisi konularında dünya çapında lider şirketlerden biri olan Euler Hermes’in Akdeniz Ülkeleri ve Afrika Sorumlusu Michele Pignotti şunları söylüyor: “Türkiye’de göze çarpan unsur, İtalyan işletmelerin Türkiye’de büyümeye son derece ilgi göstermeleridir. Euler Hermes’in faaliyeti bakımından, İtalyan işletmelerinin Türk alıcılar nezdindeki güven büyümesinde (diğer ülke ortalamasının çok üzerinde) bir patlama kaydettik. Ticaret alanında düzenlemeler ve politikalar, gittikçe Avrupa standartlarına yaklaşıyor ve Türk müşterilerin güvenilirliğinin ölçüsünü veren ‘zarar oranı seviyesi’, en düşüklerden birisi. Elbette ki bu piyasa girenlerin, bunu gelişmiş araçlarla güvenli bir şekilde yaptığını da göz önüne almak gerekir.”

İhracat cephesinde, özellikle cam ürünleriyle ün yapmış İtalyan işletme Bormioli Rocco da iş yapıyor. Şirketin Başkanı Paolo Antonietti, “Bizim açımızdan Türk pazarı, özellikle eczacılık bakımından önem taşıyor. Çünkü burada çalışan çok uluslu şirketlere ve Türk şirketlerine, eczacılık uygulamalarında kullanılan steril kaplar ve kapsüller satıyoruz. Çok zengin ve ödeme aczi riskinin çok düşük olduğu sağlam şirketlerden oluşan bir piyasa söz konusu. Ama özellikle de kalitenin mükâfatlandırdığı bir sektör olduğu için, Türk lirasının devalüasyonundan etkilenmedik. 2011’de, 2010’a kıyasla yüzde 25’lik bir artış kaydettik.” dedi.

Alıntı:
Anna Del Freo / Il Sole 24 Ore
2011-12-19
Tercüme: BYEGM

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir