Türklerin İsviçre’deki 60 milyar $’lık kasası açılıyor

Türkiye-İsviçre Araştırmalar Vakfı Başkan Yardımcısı Ali Çivi, Vatan Yazarı Elif Ergu’ya anlattı: “Türkiye’de vergi kaçıranların eğer İsviçre’de hesabı varsa, o hesapların bilgisini isteyebilecek Türkiye.”

Elif Ergu / Vatan
2011-04-24

İSVİÇRE ile yapılan anlaşmayla Türkiye, 2012’den itibaren bu ülkedeki vatandaşlarının hesap bilgilerini alacak. Türkiye-İsviçre Araştırmalar Vakfı Başkan Yardımcısı Ali Çivi, “Türklerin İsviçre’de 20 bin hesabı var. Maliye’nin hedefi 60 milyar doların ekonomiye dahil olması” dedi.

Çivi, önümüzdeki yıl anlaşmayla birlikte Türkiye’deki şirketler için yeni bir dönemin başladığını söyledi ve ekledi: “Şirketlerin istekleri karşılık buldu. Bundan sonra birçok Türk şirketi merkezini İsviçre’ye taşıyabilir. İsviçre’deki vergi oranları çok düşük, bazı kantonlarda sıfır vergi var”

Avukat Ali Çivi Türkiye-İsviçre Araştırmalar Vakfı Başkan Yardımcısı. 22 yıldır Basel’de yaşıyor. Ayın 10 günü İstanbul’da. Ali Çivi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra Basel’e gitti, orada da hukuk okudu, ardından da Fribourg Üniversitesi’nde doktorasını yaptı ve Basel’de avukatlık yapmaya başladı. 1986’dan bu yana da ‘Çifte Vergilendirme’ konusundaki tüm gelişmeleri yakından izledi. 2012’de Türkiye’deki şirketler için yeni bir dönem başlıyor. Türkiye ve İsviçre arasında ‘Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’ imzalandı. Hem bu konuyu hem de İsviçre bankalarında hesabı olan Türklerin durumunu konuyu yakından takip eden Ali Çivi’yle konuştum.

Vergilendirme tek ülkede

Çifte vergilendirme konusu 1986’dan bu yana İsviçre-Türkiye arasında gündemdeydi. Yeni sonuca ulaşıldı, neler değişecek?

Nihayet 2008’de yapıldı anlaşma. İsviçre’nin OECD ve AB ile yaşadığı vergi ve bankacılık sorunları nedeniyle, OECD model anlaşmasına her çifte vergilendirme anlaşmasında uyulmasını istedi. Her iki ülke de bunun üzerine anlaşmayı geri çekti, istenilen değişiklik yapıldı ve geçen yıl Bern’de anlaşma imzalandı. Her iki ülkedeki meclislerin onayı beklendi. 1 Ocak 2012’de anlaşma yürürlüğe girecek. Biliyorsunuz, bu anlaşma gelir üzerinden alınan vergilerde çifte vergilendirmeyi önlemeyi amaçlıyor. Mevcut düzenlemede hem gerçek kişiler ve kurumlar için bir ülkede vergi ödemek diğer ülkede vergi ödemeye engel değil. Örneğin İsviçre’de yaşayan bir Türk vatandaşının Türkiye’de bir gayrimenkulu varsa ve kira geliri alıyorsa bunu Türkiye’de vergilendirmesi İsviçre’yi bağlamıyordu. ‘Bana da vergi ödeyeceksin’ diyorlardı. Aynı şekilde şirketler de bir ülkede faaliyetlerini vergilendiriyorsa bunu diğer ülkede vergilendirmesine gerek kalmayacak.

Şirketlerin beklentileri karşılık buldu, diyebiliriz.

Bundan sonra birçok Türk şirketi merkezini İsviçre’ye taşıyabilir. Çünkü İsviçre’deki vergi oranları çok düşük, bazı kantonlarda sıfır vergi uygulaması var.

Bilgi için yasal zemin oluştu

ABD, İsviçre’den 4 binin üzerinde vatandaşının hesap bilgilerini aldı. Diğer ülkeler de bu hesapların peşine düştüler, Türkiye de istedi. Sonuç alamadı. İsviçre’de, Türklerin 60 milyar dolarının olduğu biliniyor. Türkiye kendi vatandaşlarına çağrıda bulunarak hesaplarını taşımalarını da istedi ama sonuç başarılı olamadı. Bundan sonra ne değişir?

Mevcut düzenlemelere göre Türkiye bu bilgileri elde edemedi.

5 bin hesap bilgisine ulaştı Amerika. Birçok ülke de dediğiniz gibi heves etti ama olmadı. Bu anlaşmayla Türkiye’nin ilk defa bilgileri isteyecek yasal zemini oluştu.

Toplam kaç hesap var?

15-20 bin civarında olduğu söyleniyor…

Hepsinin bilgileri istenebilir mi?

Maliyenin hedefi 60 milyar doların bir şekilde Türkiye’ye gelmesi, ekonomiye dahil olması. 2008’de vergi barışıyla önü açıldı, torba yasasada da var ama gelmiyor. Anlaşma yürürlüğe girdiğinde, bir-iki hesap gelecek ve emsal oluşacak.

Vergi kaçıranların hesabına ulaşılacak

Uzan örneği için ne dersiniz?

Bir ülkede suç işlemiş birinin hesabı varsa istenebilir. Vergi suçu nedeniyle hesabını isteme yolu açılıyor. Türkiye’de vergi kaçıranların eğer İsviçre’de hesabı varsa, o hesapların bilgisini isteyebilecek Türkiye. Bunun usulü var. Türkiye dosya hazırlıyor, İsviçre gerekli incelemeleri yapıyor, ikna olmazsa reddediyor. İkna olursa hesap bilgilerini gönderiyor. Yeni anlaşmaya göre vergi kaçırma şüphesi olanlar için bu yol açılacak. Hesap sahibi eğer kendini koruyacak tedbirleri almamışsa hukuksal anlamda zor durumda kalabilir. İsviçre’de her yerden hesap açan var. Avrupalılar bunu vergi danışmanıyla yapıyor. Türk hesap sahiplerinde bu yok. Türkler 100 milyon dolar da yatırsalar bunu yapmıyorlar. Yasaya göre Türkiye toplu dosya gönderemeyecek. Her dosya tek tek isteniyor. ‘100 vergi kaçıranı göndereyim’ hangisi tutarsa diyemeyecek Türkiye.

Vergi affında para gelmiyor

İsviçre’de hesabı olanların yeni adresi neresi olur? Bir de bir yanılgıya da yol açmamak lazım. İsviçre’deki tüm hesaplarla ilgili kafalarda soru işareti yaratmamak gerekir. Hakkıyla para kazanıp, parasını yurtdışında değerlendirenler de çok.

Evet, ne yazık ki hep kara para algısı var. Bu yanlış. Birikimlerini yurtdışında değerlendirmek bir tercih. Avantajları da var. Bu arada İsviçre bankalarının kara para geçmişi temiz değil ama 1998’de bir yasa çıkardılar ve bu yasayla çok sıkı önlemler aldılar. Paranın kaynağını inceliyorlar, belge istiyorlar. Bunu da en iyi İsviçre’de hesap açtırmak isteyen Türkler bilir.

Yeni adres diye sormuştum…

Türkiye şu anda 75 ülkeyle çifte vergilendirme anlaşması yaptı. İsviçre’den kaçacak paranın gidebileceği ülkelerle yapıldı bu anlaşmalar. Hollanda’dan, İrlanda’ya… En son İsviçre kaldı. Bir ara bazı adalara gitti paralar ama hâlâ bankacılık konusunda bu anlamda en güvenilir adres İsviçre.

Neden?

Bunun iki nedeni var. Biri İsviçre’nin ekonomik gücü, sermayesi çok kuvvetli, ayrıca siyasi gücü de yüksek. AB’nin ortasında AB’ye girmeyen ve bundan zarar görmeyen bir ülke. AB’nin bankacılık kurallarına direndi. AB tehdit etti, direndi. İsviçreli Credit Suisse bankasının şubelerini Almanya Maliyesi bastı, baskılara karşı, ‘Ben sizinle OECD’nin model anlaşmasına uygun çifte vergilendirme anlaşması yaparım’ dediler. Anlaşmalar yapıldı. ‘Ancak anlaşmaları yaptık diye bankacılık sırlarını kaldıracak değiliz’ maddesini de korudular.

Kaddafi’nin hesapları da çok konuşuldu. Hem kendisinin hem de yakınlarının…

Kaddafi 2 yıl kadar önce büyük bir sorun yaşadı. Oğlu bir hizmetçisini dövdü, fotoğraflar basına sızdı… Adli süreç yaşandı. Kaddafi fotoğraflar basına sızdığı için protesto etti, İsviçre devlet başkanı gidip Kaddafi’nin önünde diz çöktü. Anlaştılar. İsviçre son dönemde hesaplarını dondurduğunu açıkladı.

Miktarını açıklamıyor. Sanırım bu ancak yıllar sonra ortaya çıkıyor. Haiti ve Kongo’nun yöneticilerinin hesapları yıllar sonra ortaya konuldu…

Miktarı İsviçre söylemiyor. Ayrıca iade süreci de çok uzun. 10-15 yıl sürüyor. Bankacılık sırrı önemlidir. Bankanın yükümlülüğü vardır. Bu kişilik haklarına da dahildir. İsviçreli banka sizin haklarınızı korumazsa bunun banka açısından da sonuçları vardır. Bu nedenle dünyanın her yerinden para oraya gidiyor.

Almanya İsviçre’de hesabı olan vatandaşlarının hesaplarını ülkesine kaydırmayı önemli bir oranda başarmış. Türkiye de bunu istiyor ama yapamıyor. Türkiye ne yapmalı?

Bu tip hesaplar ‘Avantajlı olanaklarla’ gelmez, daha geniş bir güven ikliminin yaratılması lazım. Türkiye’de hesaplarını getirenler oldu ve onların da mağduriyetler yaşadığını biliyoruz. Paranın bir yerden bir yere gitmesinin nedenleri vardır, ekonomik nedenleri iyi analiz edilmeli. ‘Af çıkardım, şu kadar vergi indirimi yaptım’ dediğinizde para gelmiyor. İtalyanların 300 milyar dolarının dışarıda olduğu söyleniyor, onlar başarılı olamadı ama Almanya başarılı oldu. Türkiye ikide bir vergi afı çıkararak değil de belki de daha rasyonel çözümlerle bu paraları getirebilir. Türkiye’de piyasalarda derinlik yok.

Sermaye birikimi de yok. Ama iyimserim. 10-15 yıl öncesiyle durum çok farklı. 22 yıldır da İsviçre’deyim, Türkiye’nin durumunu, piyasaların durumunu ve hukukunu karşılaştırma şansımız var. Türkiye eskiden Avrupa ülkeleriyle kıyaslanamazdı, şimdi kıyaslayabiliyoruz. Bunlar olumlu. Gelinen nokta kötü değil ama daha uzun bir yol var. Ekonomiye siyasi korkulardan bağımsız bakmayı öğrenmemiz lazım. Dünyaya açılmak isteyen Türk yatırımcılarının anlaşmayı iyi takip etmelerini öneririm. Hem vergi avantajı olacak hem de İsviçre merkezli bir Türk şirketinin avantajlarını yaşayacaklar.