Ulagay Davos'dan yazdı: Şişen balonlara dikkat

Milliyet Yazarı Osman Ulagay, “Yükselen Pazarlar başarılı ama şişen balonlara dikkat” başlıklı yazısında, Davos toplantılarını ele aldı, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu “Yükselen Pazarlar”daki balon riskine dikkat çekti.

Osman Ulagay / Milliyet
2011-01-30 

Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy’nin “Euro Avrupa’dır” diyerek Avrupa Birliği’nin (AB) para birimine kesin bir dille sahip çıkmasından sonra Almanya Başbakanı Angela Merkel de Davos’ta yaptığı konuşmada, “Euro bir para birimi olmanın ötesinde Avrupa’nın kendisidir, euro çökerse Avrupa da çöker” diyerek bu konuda ne kadar kararlı olduğunu ortaya koydu. “Euro’yu savunmaya kararlıyız, kimse farklı bir şey düşünmesin”, diyen Merkel, euro’nun geleceğinin tüm Avrupa ülkelerinde gerekli reformların yapılmasına ve rekabet gücünün artırılmasına bağlı olduğunu söyledi.

AB’nin önde gelen iki ülkesinin liderlerinin euro’yu savunmaya ne kadar kararlı olduklarını açıklaması kuşkusuz dikkate alınması gereken bir gelişme ama Davos’ta sergilenen bu kararlılık gösterisinin Avrupa’nın geleceğiyle ilgili kaygıları gidermeye yetmediği de bir gerçek. Bu yıl Davos’ta yapılan tartışmalarda hemen herkes dünya ekonomisindeki en zayıf halkanın Avrupa olduğu konusunda hemfikirdi.   

Avrupa’nın beş belası

Avrupa’nın kısa ve orta vadeli sorunlarını beş ana başlık etrafında toplamak mümkün:   

–  Yunanistan’dan sonra İrlanda’yı da iflasın eşiğine getiren; İspanya, Portekiz ve hatta İtalya’nın üzerinde kara bulutlar dolaşmasına yol açan borç krizinin nasıl aşılacağı konusunda bütün tarafları ve piyasaları tatmin edecek bir çözüm bulunamamış durumda.

–  Borç krizini aşmak için söz konusu ülkelerde alınan kemer sıkma önlemlerinin bu ülkelerde ekonomik büyümeyi zorlaştırdığı görülüyor, bunun da sosyal tepkileri artırması ve borç krizinin aşılmasını zorlaştırması tehlikesi var.

–  Borç krizine giren ve rekabet gücü düşük olan Euro Bölgesi ülkelerinin devalüasyon yapamadıkları için krizden çıkmakta zorlandıkları görülüyor. Bu nedenle bazı ülkelerin euro’dan çıkma eğilimine girebileceği belirtiliyor.

–  Avrupa banka sisteminin küresel krizin yaralarını sarma konusunda ABD bankalarının gerisinde kaldığı bilinirken birçok Avrupa ülkesinde devlet borçlarının sorunlu hale gelmesi bu borçların büyük bölümünü vermiş olan Avrupa bankalarının riskini daha da artırdı.

–  Avrupa’nın hızla yaşlanan bir topluma sahip bulunması ve buna karşılık işsizliğin yüksek olması Avrupa ekonomilerinin orta vadedeki gelişme potansiyelini sınırlıyor.

Tüm bu nedenlerle Avrupa’nın sorunlarını aşması kolay görünmüyor ve seçmen desteğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan hükümetlerin krizi aşmak için gerekli radikal kararları nasıl alacakları merak ediliyor. Bu koşullarda Avrupa’nın ve AB’nin geleceği konusunda iyimser olmak kolay değil.    

Yükselen Pazar balonu mu?

Davos’ta bu yıl gelişmiş ülkelerle ilgili olarak sorunlar ve kaygılar öne çıkarken Çin ve Hindistan başta olmak üzere “Yükselen Pazar” (YP) ülkeleri ise daha çok başarı öyküleriyle anıldılar. Ancak bu ülkelerin bazı risklerle karşı karşıya kalabileceği konusundaki kaygılar da dile getirildi. Bu riskler arasında öne çıkanlar şunlar:

–  Gıda maddelerinde ve bazı diğer emtia fiyatlarında meydana gelen yüksek oranlı artışların YP ülkelerinde fiyat artışlarına yol açtığı ve enflasyonu körüklediği görülüyor. 

–  Başta Çin olmak üzere bazı YP ülkelerinde konut balonunun şişmekte olduğu belirtiliyor ve bunun bir noktada patlamasından kaygı duyuluyor.

–  ABD’deki parasal genişlemenin de etkisiyle YP ülkelerine yönelik hızlı sermaye akışının sürmesi Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkeleri önlem almaya zorluyor. Bu ortamda sermaye akışına konu ülkelerde parayı ve ekonomiyi yönetmek zorlaşıyor.

Davos’ta dün yapılan dünya ekonomisinin görünümüyle ilgili oturumda tüm sorunlara karşın dünya ekonomisinin bu yılki görünümünün daha umut verici olduğu ve yeni bir krizin beklenmediği vurgulandı. Bu belki de Davos 2011’in bir özeti sayılabilir ama beş gün boyunca burada dile getirilmiş olan sorunları hatırlayınca iyimserliğe kapılmak için çok erken olduğunu söyleyebilirim.