Yeni para politikasının riskleri

Servet Yıldırım yeni para politikasının risklerine dikkat çekti: Bu ortam bozulmazsa, TCMB ile Hazine’nin yöneticileri rahat uyumaya devam edebilirler. Ancak ortamın bozulma riski var.

Servet Yıldırım – Radikal
2011-02-01

Geçen hafta sonu sıcak parada hızlı çıkış yaşandı. Kurda da nispeten hızlı yükseliş gerçekleşti, doğal olarak borsa düştü, gösterge faiz arttı. Kritik soru şudur: Bu gelişmeler Yeni Para Politikası’nın (YPP) arzuladığı yönde midir, yoksa Merkez Bankası’nın kontrolü kaybetmeye başladığının işaretleri midir?

Ben küçük çaplı kur ve faiz şokunun YPP’nin beklenen sonuçları olduğunu ve YPP’nin amacının hasıl olma ihtimalinin halen yüksek olduğunu düşünüyorum. Ancak kontrolün kaybedilme ihtimali de göz ardı edilemez.

Gelişmeler hedeflerle uyumlu

YPP’nin üç temel hedefi var:

1) İthalattaki baş döndürücü artışı frenlemek için tüketim ve yatırım iştahını bir miktar kesmek.

2) Kuru kontrollü bir şeklide yükselterek ithal fiyatlarının artmasını, ihracatçının da bir miktar rahatlamasını sağlamak.

3) Büyümeyi Orta Vadeli Program’ın öngördüğü yüzde 5 civarındaki dengeli büyüme patikasına çekmek.

Bu hedeflere ulaşmak için de sıcak paraya karşı politika faizinde indirimden, aşırı ısınmaya karşı da kredi arzını kısıcı önlemlerden oluşan karma para politikası söz konusu. Nihai amacın, cari açığı sürdürülebilir düzeye çekerek şoklara karşı korunaklı ve dengeli büyüme olduğu söylenebilir. Son gelişmelerin YPP ile uyumlu olduğu açık. Yarım dolar ile yarım eurodan oluşan kur sepetinin TL değeri yaklaşık 1.90 oldu. Reel kurun bugünkü değeri, kriz öncesinin aşırı değerli TL’sinin belirlediği değere kıyasla oldukça makul bir değerdir. Kredi artışının yavaşlamakta olduğuna dair bilgiler gelmeye başlamıştır. Kredi faizlerinde kıpırdamalar görülmektedir. Kredi cephesinde durum önümüzdeki haftalarda netlik kazanacaktır. Yüzde 40’ların üzerine çıkan kredi genişlemesinin yavaşlayacağına bahse girerim. Sonuçta, ithalat artışındaki hızlı artışın gerileyerek ihracat artışına yaklaşması hatta eşitlenmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Riskler göz ardı edilemez

Bu ortam bozulmazsa, TCMB ile Hazine’nin yöneticileri rahat uyumaya devam edebilirler. Ancak ortamın bozulma riski var. YPP’yi desteklemekte tereddüt etmedim. Ama yazılarımda sürekli zor bir politika olduğundan söz ettim. İlk tehlike, caydırılan sıcak paranın etkisiyle yükselen kurun enflasyon beklentilerini bozmasıdır. Son faiz indiriminin ardından enflasyon beklentilerinde çok sınırlı bir yükseliş olmuştu. Ama bu mini kur şoku öncesiydi. Şubatın ilk beklenti anketi önemli test olacak. Kurun daha fazla yükselmesi enflasyon beklentilerini enflasyon hedefinden uzaklaştırabilir. Bu arada Mısır krizinin 100 dolara tırmandırdığı petrol fiyatı işleri kolaylaştırmayacak. İkinci tehlike tahvil faizinin aşırı yükselmesi. Gösterge faiz yüzde 8’i aştı. Bu, beklenen bir gelişme. Daha fazlası hem enflasyon beklentilerinin bozulmakta olduğuna işaret eder hem de faiz harcamalarını arttırarak bütçe açığını zorlamaya başlar. Üçüncü bir tehlike de tam bu noktada karşımıza çıkıyor: Politik risk. TCMB ve Hazine (yani Sayın Babacan) hızlı büyümeyi yüzde 5 civarına çekmek istiyorlar. Bu büyüme işsizliğin yatay seyretmesi demektir. Bütçe dengeleri de buna göre belirlenmiştir. Ancak YPP kontrolden çıkma teamülü gösterirse, kur ve faiz şoklarından kaçınabilmek için maliye politikasını sıkılaştırmak gerekecektir. Seçim öncesinde bu ne kadar mümkün olur, bilmiyorum.