Yunanistan, bu hale nasıl düştü?

Kadir Dikbas-2Yunanistan, AB şemsiyesi altında 1980-2008 arasında hiç haketmediği, geçici bir refah dönemi yaşadı. Kaynağını sorgulamadı, bir gün bedel ödeyeceğini hiç düşünmedi.

Yunanistan krizi öylesine ağır ve derin ki, kısa vadede çözümü mümkün değil. Hele bir de Yunanistan halkı ve yöneticileri kemer sıkma konusunda isteksiz olunca…

Ancak ne olursa olsun Yunanistan kendine çeki düzen vermek, ödenemez boyutlara ulaşan borçların uzun vadeye yayılması için AB’nin, kreditörlerin, ağır şartlarını kabul etmek zorunda.

Nitekim öyle de oluyor. Yunanistan halk oylamasına gidip “hayır” dese de AB’nin öne sürdüğü şartlara boyun eğmek mecburiyetinde kaldı. Böylece AB, yeni bir destek paketi için harekete geçti.

Euro Bölgesi liderlerinin Brüksel’de 13 Temmuz 2015’te yaptığı 17 saat süren zirve ardından, Yunanistan’ın Avro Bölgesi içinde kalması için yeni bir destek planı üzerinde anlaşıldı.

Anlaşma sonrasında Yunanistan Başbakanı Aleksis Tsipras, “zorlu bir mücadele ile” bir “büyüme paketi” aldıklarını ve borçların yeniden yapılandırılmasını kabul ettirdiklerini iddia ederek, “Yunanistan yeniden ekonomik büyüme sağlamak ve egemenliğini yeniden kendi ellerine almak için mücadele edecek” diyordu.

Fakat anlaşma Yunanistan’ın referandumla reddettiği birçok “mali reform” şartını içeriyor. Öyle ki, bazı şartlar Osmanlı‘nın son döneminde kurulan Düyun-u Umumiye’yi hatırlatıyor.

Kurtarma paketi karşılığında Yunanistan’ın bazı varlıklarının Euro Bölgesi tarafından yönetilecek bir borç geri ödeme fonuna aktarılması söz konusu. Yunanistan’ın 50 milyar avro tutarındaki varlıkları bu fona aktarılacak ve bu fon Yunan bankalarının ayağa kaldırılması ve borçların ödenmesinde kullanılacak. Özelleştirmeler de bu fon üzerinden gerçekleştirilecek. Fon, satışlardan elde edilen gelirlerin 25 milyar avrosunu Yunanistan’a geri ödeyecek ve bu tutar Yunan bankalarının sermayesinin güçlendirilmesinde kullanılacak.

2015-08-Yunanistan-2Peki Yunanistan bu hale nasıl düştü?

Aslında her şey AB üyeliği ile başladı 1981 sonrasında ekonomi yabancı sermaye girişiyle “şahlanırken” olayın perde arkası göz ardı edildi. Gelen sermaye verimli yatırımlara ve üretime kanalize edilmedi. Finans piyasaları öne çıktı üretim ve sanayi unutuldu. Tüketim finanse edildi sürekli. Neticide ekonomi giderek uyuştu ve içi boşaldı.

Bir zamanlar, biz dahi Yunanistan’a imrenerek bakıyorduk. ABye girdikten sonraki performansını, artan refah seviyesini kıskanıyorduk.

Bundan 8-10 yıl önce, Yunan bankaları Türkiye’de peş peşe banka satın alırken ağzımız açık bakıyorduk. Fakat bu parayı nereden bulduklarını, çarkı nasıl dönndürdüklerini pek sorgulamıyorduk. Gidiyorlar, Avrupa piyasalarından borçlanıyor, İstanbula gelip banka satın alıyorlar, hatta Balkanlarda, Kafkaslarda ihale kovalıyor, şirket topluyorlardı.

Kısaca, AB’nin aktardığı fonlarla, giren yabancı sermaye ile icte ve dışta sefa sürüyorlardı.uruma güle oynaya koşan bir Yunanistan ekonomisi vardı

IMFnin verilerini inceliyorum. 1980den bu yana açıklanmış verilere göre, Yunanistan o tarihten sonra hep cari işlemler açığı vermiş. 1980-2012 yılları arasında tek bir yılda bile cari işlemler fazlası yok. Yani, ABye üye olduğu 1981den beri başkalarının tasarrufunu yemiş.

Öyle ki, yüksek oranlarda küçülme yaşandığı dönemlerde dahi cari açık devam etmiş. Böyle bir ekonomiden şüphe etmemek mümkün mü?

şünsenize GSYH’nın yüzde 14,5’i kadar cari açık (2008) vereceksiniz ama kaydettiğiniz büyüme sadece ve sadece yüzde 0,4 olacak. Olacak iş mi?

Bir ekonomi bu israfa ne kadar dayanabilir? Ama yıllarca, AB ve avro şemsiyesi altında böyle devam etmiş. AB de sesini çıkarmamış.

Yunanistandaki olay, temelde bir cari açık felaketi. 1980den 2005 yılına kadar her yıl tek haneli (GSYHya oranı) cari açık söz konusu. Fakat 2006’dan itibaren iş değişiyor, oran çift haneye çıkıyor. Büyüme ve cari işlemler açığını gösteren aşağıdaki tablo her şeyi ortaya koyuyor aslında.

Kişi başına düşen milli gelir, 1981’de 5 bin 428 dolar civarındayken ABye üyelik ve hızlı yabancı sermaye girişinin etkisiyle her geçen yıl yükselmiş, 2008’de 31 bin 863 dolarla en yüksek seviyeyi görmüş.

Ancak, 2008’de başlayan küresel krizi ve ardından Avrupa ve Yunanistan’ın kendi krizi, kişi başına düşen milli geliri de eritmiş, 2014’te 21 bin 653 dolara kadar düşş.

Ülke ekonomisi, 2008-2013 yılları arasında aralıksız küçülme kaydetmiş. En yüksek küçülme yüzde 8,7 ile 2011’de. 2014 yılında altı yıl aradan sonra yüzde 0,8’lik büyüme kaydedilebilmiş.

Neticede kamu borçları da altından kalkılamayacak kadar şişti. Şu an Yunanistan, AB içinde borç yükü en ağır ülke. Kamu borçlarının milli gelire oranı 2014 yılında yüzde 177,2 ile rekor seviyeye ulaştı. Rakam olarak da 317,3 milyar avro. Buna bir de özel kesim borçlarını ilave etmek gerekiyor tabii ki.

Yunanistan’ın AB’ye tam üye olduğu 1981 yılı öncesinde yüzde 26,3 seviyesinde olan tasarrufların milli gelire oranı, zaman içinde eridi. 2011 yılında yüzde 5,9’u gördü. 2014 yılında ise oran yüzde 11,5 olarak gerçekleşti.

Kriz patlak verince işsizlik de hiç görülmedik seviyelere ulaştı. 2013 yılında yüzde 27,5 ile zirveye ulaşan işsizlik oranı 2014’te de yüde 26,5 oldu.

Kısacası Yunanistan, AB şemsiyesi altında 1980-2008 arasında hiç haketmediği, geçici bir refah dönemi yaşadı. Kaynağını sorgulamadı, bir gün bedel ödeyeceğini hiç düşünmedi… Artık deniz bitti, şimdi fatura ödeme zamanı. Ne kadar ayak direrse diresin ödeyecek, ödetecekler…

Türkiye dahil pek çok ülkenin Yunanistan örneğinden çıkaracağı dersler var.

KADİR DİKBAŞ / 2015-08-01 /