Zenginleştikçe tasarruflarımız düşüyor

Habertürk Ekonomi Yazarı Ercan Kumcu, halkın eskisinden daha az tasarruf yaptığını ama daha fazla tüketime yöneldiğini yazdı. 

Ercan Kumcu / Habertürk
2010-12-05

1998 yılında milli gelirimiz yaklaşık 270 milyar dolardı. Bu yıl büyük bir olasılıkla 725 milyar dolar civarında olacak. Dolar bazında son on iki yılda iki buçuk kat büyümüşüz. 1998 yılında TL bazında milli gelirimiz 70 milyar TL civarındaydı. 1998 fiyatları ile bu yıl milli gelirimiz büyük bir olasılıkla 105 milyar TL civarında olacak. TL bazında son iki yılda reel olarak yüzde 50 büyümüşüz.

Büyürken, daha fazla tüketime yöneldik, daha az tasarruf yaptık. Yatırım harcamalarımız da büyümeye paralel artmadı. Bu dönemin en çarpıcı gelişmelerinden biri özel kesimin tasarruf oranının (tasarruf/milli gelir) yarı yarıya azalması oldu.

Türkiye özellikle 2001 yılı ile birlikte çok ciddi yapısal değişikliklerden geçti. Makro ekonomik dengeler 1990’lı yıllarla karşılaştırılamayacak boyutlarda iyileştirildi. Ama, özel kesimin artan tasarruflarıyla değil, aksine, borçlanma yoluyla, daha az tasarruf edip daha fazla tüketerek bugünlere geldik. Bu resim ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği açısından çok ciddi kuşkular yaratıyor.

TASARRUF VE YATIRIMLAR

Özel kesimin tasarruf oranı 1998 yılında yüzde 26’ya dayanmışken, 2010 yılında bu oranın yüzde 12’den daha düşük olacağı tahmin ediliyor. 1998 yılında özel kesim 18 milyar TL tasarruf yapmış. 2010 yılında özel kesimin toplam tasarruflarının 1998 fiyatları ile değerinin 12.4 milyar TL olacağı tahmin ediliyor. Grafikten de görüldüğü gibi, 2001 yılından 2006 yılına kadar özel kesimin reel tasarrufları (mavi çizgi) kararlı bir biçimde mutlak olarak azalıyor. 2006-2008 yılları arasında çok hafif arttıktan sonra, özel kesimin reel tasarrufları mutlak olarak yeniden azalma eğilimine giriyor.

Özel kesim reel tasarruflarını mutlak olarak azaltırken, yatırım harcamaları (kırmızı çizgi) 2001 yılından 2006 yılına kadar hızla artıyor. Yatırımlar 2006-2009 yılları arasındaki dönemde azalıyor, 2010 yılında yeniden arttığı tahmin ediliyor.

BORÇLANARAK BÜYÜME

Ekonomik büyüme açısından Türkiye ekonomisinin en parlak yılları 2002-2006 dönemi ile 2010 yılı oldu. 2002-2006 döneminde ortalama yıllık büyüme reel olarak yüzde 7.2 idi, 2010 yılında da benzer bir büyümenin söz konusu olacağı tahmin ediliyor. Diğer yıllarda ekonomik büyüme ya yüzde 5’in altındaydı ya da ekonomik küçülme söz konusuydu.

Kamu kesimi açıklarının azaltılmasıyla özel sektör kamuya verdiği borçları azaltırken, tasarrufa değil, tüketime ağırlık veriyor. Aynı anda da yatırımlarını hızla artırıyor. Dolayısıyla, özel kesim borçlanma ihtiyacı hızla yükseliyor. Kısacası, borçlanmaya dayanan bir büyüme süreci yaşanıyor. Borçlanmanın da hemen hepsi yurtdışı kaynaklı oluyor.

Borçlanabildiği sürece büyüyen bir ekonomi durumundayız. Dolayısıyla, “sıcak paraya karşı olma” edebiyatı “büyümeye karşı” olmak anlamına geliyor.